ONU TANIMIYORUM!

ONU TANIMIYORUM!

Bebek henüz dünyaya gelmeden önce genetik faktörlerle kişilik oluşumu şekillenmeye başlamıştır bile. Doğduğu andan itibaren anne-baba tutumu ve sosyal çevre ile bağlantı kurmasıyla kişilik oluşumu sürecini sürdürür. Birçok aile çocuğunun sağlıklı bir birey olabilmesi için çaba harcar. İdeal aile imkanları dahilinde çocuklarına sosyal bir çevre sunmaya çalışır. Hayatlarında bir canlının var olduğunu ve ona uzun

Bebek henüz dünyaya gelmeden önce genetik faktörlerle kişilik oluşumu şekillenmeye başlamıştır bile. Doğduğu andan itibaren anne-baba tutumu ve sosyal çevre ile bağlantı kurmasıyla kişilik oluşumu sürecini sürdürür. Birçok aile çocuğunun sağlıklı bir birey olabilmesi için çaba harcar. İdeal aile imkanları dahilinde çocuklarına sosyal bir çevre sunmaya çalışır. Hayatlarında bir canlının var olduğunu ve ona uzun süreli bir koruma sağlayamayacaklarını fark edemeden belki de. Bazen en yakını olan eşinin, bazen kardeşinin, bazen de sokakta hiç tanımadığı bir kişinin koruyup kolladığı gözünden bile sakındığı canlıya ne şekilde zarar vereceğini bilemeden. Ailelerin en çok yanıldığı nokta belki de burada başlıyor. Çocuklarını fiziksel zarardan korumakla onların güvende olacağı düşüncesiyle.

Hayatlarında deneyimleyecekleri birçok olay ya da durumla birlikte düşünceleri, kişilikleri değişip şekilleniyor. Çocukların yaşları büyüdükçe yaşadıkları olumsuz durumlar ya da genetik faktörlerden dolayı bazı sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor.

Çocukluk yıllarında var olan hayali arkadaşların ergenlik dönemine ya da gençlik dönemine taşındığı görülüyor. Dissosiyatif bozukluk; bellek, kimlik, duygu, algılama, davranış ve benlik duygusu ile ilgili problemleri içeren ve zihinsel işlevselliğin her alanını boza bilen ruhsal bir hastalık olarak tanımlanabilmektedir. Yapılan araştırmalarda çocukluk çağı dissosiyatif bozukluk 5 yaştan önce nadir tanımlanmıştır. Ancak dissosiyatif bozukluklar büyük oranla çocukluk çağında başlamasına rağmen 12-19 yaş aralığında tanı konulabildiği bilinmektedir. Dissosiyatif kimlik bozukluğu (çoklu kişilik bozuklu) vakalarında kişi birden fazla kişilik geliştirebilmekte ve her kişiliğin ayrı bir adı, cinsiyeti, özgeçmişi, yaşı, kültürel özelliği, yeteneği vs. olabilmektedir. Oluşan kişilikler arası geçiş aniden olabileceği gibi bir kişilikte kalma süresi de değişkenlik göstermektedir. Dissosiyatif kimlik bozukluğu olan kişilerde kafa içinde duyulan sesler, depresyon, baş ağrısı, uyku problemi, intihar girişimi ve ani ruh değişimleri sık görülen semptomlar arasındadır.

Çocuklarda, kafa içinde duyulan sesler, görsel varsanılar, trans benzeri dalgınlık ve davranışlar oldukça önemli belirtilerdendir. Çocuklar fiziksel, cinsel ya da psikolojik saldırganlığa karşı kendilerini koruyamayacak kadar güçsüzdürler.

Bu travmaların çoğu, çocuğun yaşamını devam ettirdiği ortamlarda oluşur. Bu durumla fiziksel olarak mücadele etmek, kaçmak ya da yaşadığı durumu kabul etmek gibi bir koşul söz konusu olmadığı için psikobiyolojik bir savunma düzeneği olarak dissosiyatif bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Çocuğun fiziksel ve ruhsal acıya karşı koya bilmesine yardımcı olmaktadır.

Dissosiyatif kimlik bozukluğu, yaşadığı travmalar sonrası mevcut durum ve yaşadığı deneyimleri birleştirmede başarısız olmasına, çocuğun uygun başa çıkma becerisi geliştirmesini engelleyebilir. Bununla birlikte kişilik bozukluğunun yaşadığı iyi durumları da etkilemesine neden olabilir.

Yani çocuk; okulda, sosyal ilişkilerinde sorun yaşayabilir, bulunduğu ortamdan izole edilebilir ve bunun sonucunda yanlış davranış kazanımı ya da ruhsal bozukluk gelişimi açısından riskli hale gelebilir.

Ergenlerde ise travmanın uzun süreli etkilerinden sayılan seksüel davranışlar ve saldırganlık oldukça önemlidir. Bu durum ergenlerde alkol-madde kullanımı, cinsel saldırı, intihar girişimi ve hamilelik gibi çok ağır sosyal – hukuksal sorunlar ortaya çıkarabilmektedir. Dissosiyatif kimlik bozukluğu genellikle istismar sonucu ortaya çıkmaktadır. Çocukların yaşadıkları fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar hayatlarında başka bir problemi daha beraberinde getirmektedir. Fakat çocuk direkt bir istismara maruz kalmasa da, anne- baba arasındaki tartışma ya da sorunlar ve bu nedenle anne-babanın çocuk ile var olan ilişkilerinde çelişkili davranmaları, ev içerisinde cepheleşme olması da diğer nedenler arasında yer almaktadır. Dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan birisi, çocukluk çağında var olan hayali arkadaşlar ile dissosiyatif kimlik bozukluğunun ayrımının doğru yapılmasıdır. Kreş öncesi dönemde sıklıkla görülen hayali arkadaşlar gelişim sürecinin sağlıklı bir parçasıdır. 6-7 yaş aralığına kadar hayali arkadaşlar var olabilir. Dissosiyatif kimlik bozukluğunda yaşanan süreci doğru gözlemleyerek mevcut sorun ve bu durumun oluşmasına neden olan temel sorunların sonlanması için bir uzman desteğine başvurulmalıdır.

Ailenin çocuk ile birlikte sorunu ortadan kaldırmak için gerekli çabayı göstermesi en önemli yaklaşımlardan biri olacaktır.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar