UNUTAMADIĞIM ÖĞRETMENİM

UNUTAMADIĞIM ÖĞRETMENİM

Bu, uzun yıllar önce bir ilkokul öğretmeninin başından geçen yaşanmış bir hikâyedir. (İsimler değiştirilmiştir.) Adı Zeynep Öğretmen’di. Beşinci sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün, onlara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi onlara baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi. Çünkü ilk sırada, sırasına âdeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı.

Bu, uzun yıllar önce bir ilkokul öğretmeninin başından geçen yaşanmış bir hikâyedir. (İsimler değiştirilmiştir.)

Adı Zeynep Öğretmen’di. Beşinci sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün, onlara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi onlara baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi. Çünkü ilk sırada, sırasına âdeta
çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı. Adı Hasan’dı. Bir önceki yıl Zeynep Öğretmen, Hasan’ı gözlemiş; onun diğer çocuklarla oynayamadığını, giysilerinin kirli ve kendisinin de hep banyo yapması gereken bir hâlde olduğunu görmüştü. Hasan mutsuz da olabilirdi. Çalıştığı okulda Zeynep Öğretmen, her öğrencinin geçmişteki kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Hasan’ın bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde şaşırdı. Çünkü birinci sınıf öğretmeni: “Hasan, zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır.

Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu, arkadaşları onunla olmaktan mutlu.” diye yazmıştı. İkinci sınıf öğretmeni: “Arkadaşları tarafından sevilen, mükemmel bir öğrenci fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor.” diyordu.

Üçüncü sınıf öğretmeni: “Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek.” diye yazmıştı. Dördüncü sınıf öğretmenine gelince: “Hasan, içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.” demişti. Şimdi Zeynep Öğretmen sorunu çözmüştü ve kendinden utanıyordu.

Öğrenciler ona güzel kâğıtlara sarılmış, süslü kurdele ile paketlenmiş “Öğretmenler Günü” hediyeleri getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Hasan’ın armağanı kaba kahverengi bir gazete kâğıdına beceriksizce sarılmıştı. Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi. Bazıları, paketten çıkan, birkaç taşı düşmüş ve sahte taşlardan yapılmış bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce gülmeye başladılar. Fakat Zeynep Öğretmen, bileziğin ne kadar güzel olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı. O gün okuldan sonra Hasan, Zeynep Öğretmen’in yanına gelerek “Zeynep Öğretmenim, bugün hep annem gibi koktunuz.” dedi. Çocuklar gittikten sonra Zeynep Öğretmen yaklaşık bir saat kadar ağladı.

O günden sonra da çocuklara sadece okuma, yazma, matematik öğretmekle beraber onları eğitmeye de başladı. Hasan’a özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalışırken zekâsının tekrar canlandığını hissetti. Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna kadar Hasan, sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu. Öğretmenin, hepinizi aynı derecede seviyorum yalanına karşın Hasan onun en sevdiği öğrencisi olmuştu. Hasan daha sonra yatılı bir okula gitti. Bir yıl sonra, Zeynep Öğretmen kapısının altında bir mektup buldu. Hasan’dandı. Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti. O notta liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci olduğunu ve Zeynep Öğretmen’in hâlâ hayatında gördüğü en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup daha aldı Hasan’dan. O arada zamanın onun için zor olduğunu çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun olmak için çok çaba sarf etmesi gerektiğini yazıyordu ve Zeynep Öğretmen hâlâ onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi. Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi ve çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ayrıca hâlâ,

Zeynep Öğretmen onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi. Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu: Hasan Çağlayan, Tıp Doktoru. Sonra ilkbaharda bir mektup daha aldı Zeynep Öğretmen. Hasan, hayatının aşkıyla tanıştığını ve evleneceğini yazmıştı ve babasının birkaç yıl önce öldüğünü, Zeynep Öğretmen’in düğünde damadın anne ve babası için ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi. Ve tahmin edin ne oldu? O törene giderken birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı ve tabii ki öğretmenler gününde Hasan’ın kendisine verdiği ve “annesi gibi” koktuğunu söylediği parfümü de sürmeyi ihmal etmedi. Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken Hasan, onun kulağına “Bana inandığınız için çok teşekkürler Zeynep Öğretmenim. Kendimi önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni böyle değiştirdiğiniz için” diye fısıldadı. Zeynep Öğretmen gözünde yaşlarla ona karşılık verdi: “Ben sana teşekkür ederim Hasan.” dedi. “Sen yanılıyorsun. Ben sana değil, sen bana öğrettin. Seninle karsılaşıncaya kadar ben öğretmenliği yeterince bilmiyormuşum!..”

Şimdiye kadar hepimizin birçok öğretmeni oldu. Birçoğunun adını bile unutmuşuzdur belki. Ama aralarında bazıları da vardır ki bizde derin izler bırakmıştır. Hayatımız boyunca unutamayız. Peki, nedir onlar farklı kılan? Bir öğretmenin bize öğrettiği bilgileri bir süre sonra unutabiliriz. Ama gösterdiği sevgiyi, ilgiyi, şefkati bir ömür boyu unutamayız. Sizlerin de unutamadığınız öğretmenleriniz varsa onları unutmadığınızı gösterin. Bu hem sizin hem öğretmeninizin hem de hâlâ görevinin başındaysa öğrencilerinin hayatını daha da güzelleştirecektir.

Ömer ÖCAL
Ömer ÖCAL
ADMINISTRATOR
Profil

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar