SİSTEME DÂHİL ETMEK Mİ, SİSTEMİNE DÂHİL OLMAK MI?

SİSTEME DÂHİL ETMEK Mİ, SİSTEMİNE DÂHİL OLMAK MI?

Toplumun ihtiyaçları ve ebeveynlerin çalışma şartlarından kaynaklı olarak ülkemizde okullaşmada özel girişimlerin sayısı artmaktadır. Özelleşen okullar öğrenci kayıt sayılarını arttırabilmek adına rakiplerinin hep bir adım önüne geçmek için çaba sarf etmektedirler. Rakiplerin önüne geçmek içinde belirlenen stratejiler kurumlara göre değişiklik göstermektedir. Örneğin bazı kurumlar fiziki yapıya önem verirken bazı kurumlar sosyal etkinliklere önem vermektedir. Fakat

Toplumun ihtiyaçları ve ebeveynlerin çalışma şartlarından kaynaklı olarak ülkemizde okullaşmada özel girişimlerin sayısı artmaktadır. Özelleşen okullar öğrenci kayıt sayılarını arttırabilmek adına rakiplerinin hep bir adım önüne geçmek için çaba sarf etmektedirler.

Rakiplerin önüne geçmek içinde belirlenen stratejiler kurumlara göre değişiklik göstermektedir. Örneğin bazı kurumlar fiziki yapıya önem verirken bazı kurumlar sosyal etkinliklere önem vermektedir. Fakat okullar devasa yapılara da dönüşse, yıl içinde yüzlerce etkinlik de düzenleseler temel uğraş alanları öğrencinin akademik becerisinin geliştirilmesidir. Çünkü siz insanları hangi binada okutursanız okutun, hangi sosyal faaliyetin içine yerleştirirseniz yerleştirin sonunda matematik işlem becerisi olup olmadığına, okuduğunu anlayıp anlamadığına kısacası öğrenmesi gereken akademik kazanımları öğrenip öğrenemediğine bakılacaktır. Yapılan araştırmalarda bu durumu desteklemektedir. Velilerin özel okulları tercih etme nedenlerinin başında yabancı dil eğitimi, ikinci sırada ise akademik başarı beklentisi gelmektedir. Hâl böyle olunca da akademik beceriyi kazandıracak kişi olan öğretmenin önemi ortaya çıkmaktadır.

Özel okullar çalıştıracakları öğretmenlere ayrı bir önem vermektedir. Hatta bu konuda her kurumun uygulaması neredeyse birbirinden farklılık göstermektedir. Bazı kurumlar öğretmeni sınava tabii tutarken bazı kurumlar mülakat yapmaktadır. Bazı kurumlar ise hem sınav hem de mülakat yapma yöntemini kullanmaktadır. Kaliteli eğitimciyi, ölçütlere dayalı bir değerlendirme sürecinden geçirerek bulabileceklerine inanmaktadırlar. Oysa iyi eğitimci olmanın temelinde kişisel özellikler vardır. Yetenekli ve becerikli bir bireyi iyi bir eğitimci hâline getirebilirsiniz.

Eğitim fakültelerinde tüm öğretmen adaylarına aynı eğitim verilmektedir. Yani öğretmen adaylarının tamamı aynı bilgileri bilerek mezun olmaktadırlar. Bireyler yeteneklerine ve becerilerine göre öğrendiklerini zenginleştirmede ve sınıf ortamına aktarmaktadırlar. Kısacası öğrenilen bilgi ortak ama aktarma şekli kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Aktarma becerisi de tecrübe ile doğru orantılıdır. Öğretmen tecrübe kazandıkça iyi bir eğitimci olur. Bu noktada da tecrübenin kazanıldığı ortamın çok büyük etkisi vardır. Çünkü unutulmamalıdır ki üzüm üzüme baka baka kararır. Tüm bu birbirine bağlı süreç içinde özel okulların öğretmen alım sürecinden önce bir sistem oluşturmaya önem vermeleri gerekmektedir. Her okulun kendi fiziki yapısına, bulunduğu bölgenin sosyolojik durumuna ve benimsediği eğitim politikasına uygun bir sistemi olması gerekmektedir. Bu sistemin çok yönlü olarak ele alınması ve oluşturulması gerekir.

Özel kurumların bazılarının kendilerine ait öğretim sistemleri mevcuttur fakat iyi ve köklü olan okulların eğitim sistemleri vardır. Öğretim, bireyi akademik beceri olarak geliştirirken eğitim, bireyin davranışlarını etkilemekte ve bireyi sosyal yaşama hazırlamaktadır. Bu yüzden oluşturulması gereken sistem öğretim değil eğitim sistemidir. Kurumlar kendilerine ait eğitim sistemini oluştururken yaşam becerilerini, akademik becerileri ve duyuşsal becerilerin tamamını ele almalıdırlar ve uzman bir kadrodan destek almalıdırlar.Kurumların yatırımı binaya ve fiziki yapıya değil sistemin oluşturulması basamağında AR-GE çalışmalarına ayırması gerekir. Sağlam bir sistemin içinde her öğretmen iyi bir eğitimciye dönüşür. Nasıl mı? Tabi ki öğretmenleri sisteminize dâhil ederek. Bunun için de kurumların yapması gereken, öğretmenlere sistemlerini çok iyi anlattıkları kaliteli, bol uygulamaya dayalı eğitimler vermeleridir. Sadece mesai doldurma kavramından yola çıkarak planlanan seminer programlarından kurtulup kurum sisteminin benimsenmesi ve özümsenmesine dayalı eğitimler planlanmalıdır. Bu eğitimlerde özellikle öğrencilerde önem verdiğimiz akran eğitimlerine önem verilmelidir. Mümkünse eğitimler için eğitici olarak kurumda çalışan ve sisteme hâkim öğretmenler kullanılmalıdır. Çünkü bir sistemi en iyi sistemin içinden gelen biri anlatabilir.

Kurumda çalışan tüm bireylerin aynı sitemi özümsemeleri ve benimsemelerinin ardından kurum içinde bir standart yakalanacaktır. Bu noktada standartlaşmanın gelişimi engellediği düşünülebilir. Fakat bu, yersiz bir kaygıdır. Çünkü standartlaşan, öğretmen yeterlilikleridir, sistem değildir. Zira hiçbir sistem durağan değildir.
Bu anlayış ve bakış açısı ile yola çıkıldığında sorulması gereken tek soru vardır. Öğretmen kurumun sistemine dâhil mi edilecektir yoksa kurum öğretmenin sistemine dâhil mi olacaktır?

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar