KENDİNİ YUMURTLAYAN TAVUK

KENDİNİ YUMURTLAYAN TAVUK

Eski zamanlarda şöyle bir öykü anlatılırmış: Ünlü Yunan avukatı Protogras özel ders verdiği öğrencisinden ders ücretini alamayınca bir anlaşma yapar. Öğrencisi aldığı ilk davayı kazanırsa kendisine ödeme yapacak, kaybederse hiçbir ücret talep etmeyecektir. Yıllar geçer, öğrenci esas mesleği olan avukatlığı yapmaz ve ticarete atılır. Uzun zaman öğrencisinden haber gelmeyince canı sıkılan Protogras, parasını ister. Öğrenci,

Eski zamanlarda şöyle bir öykü anlatılırmış: Ünlü Yunan avukatı Protogras özel ders verdiği öğrencisinden ders ücretini alamayınca bir anlaşma yapar. Öğrencisi aldığı ilk davayı kazanırsa kendisine ödeme yapacak, kaybederse hiçbir ücret talep etmeyecektir. Yıllar geçer, öğrenci esas mesleği olan avukatlığı yapmaz ve ticarete atılır. Uzun zaman öğrencisinden haber gelmeyince canı sıkılan Protogras, parasını ister. Öğrenci, avukatlık yapmadığını ve bu yüzden parayı ödemeyeceğini söyler. Bunun üzerine Protogras öğrencisine dava açar. Davayı öğrenen öğrenci buna memnun olur ve kendi davasını kendi üstlenir. Öğrencinin memnun olma sebebi şudur: “Bu benim ilk davam, kazanırsam davayı kazandığım için para ödemem, kaybedersem ilk davamı kaybettiğim için yine ödemem, her durumda kârlıyım.” Protogras’ın düşüncesi ise şudur: “Bu davayı kazanırsam parayı alırım.

Kaybedersem öğrencim ilk davasını kazandığı için yine parayı alırım, her durumda kârlıyım.” Bu bir kurgu olduğu için gerçek hayatta muhakkak bu açmazı karşılayacak bir içtihat bulunur. Öğrenci davayı kazansa bile üzerindeki vicdani yükü nasıl atar, o ahlak sorunudur. “Bugün sınıfa gelmeyenler parmak kaldırsın, onları ‘var’ yazacağım!” diyen öğretmene saygı duymak gerekir. Paradoks kullanarak dersin sıkıcı olmayacağını öğrenciye hissettirir. Bu yüzden kullanmayı bilene paradoks bir sanattır. Yalnızca A önermesi doğru olmadığında A önermesi zorunlu olarak doğru oluyorsa burada mantıksal bir paradokstan söz edilebilir. Peki, nedir paradoks? İnsan zihninde var olan ve doğruluğuna inanılan bilgi veya ifadelerin, mantığa ters yönde hareket ederek kendi içinde çelişki yaratmasıdır.Latincede kelimeye “karşıt” anlamı katan “para-“ öneki ile “fikir, düşünce” anlamındaki “doxa” sözcüğünün birleşiminden doğmuştur.

Eski zamanlardan beri bilinen bu mantıksal açmaz için Osmanlıda “tesâvi-i nâkizeyn, teâdül-i nâkizeyn, kaziyye-i mütenâkıza, mütebâyinat” vb. isimler verilmiştir. Yalan söylediğinde burnu uzayan Pinokyo’nun “Şimdi burnum uzayacak.” demesi bir paradoks örneğidir. Eğer doğru söylüyorsa burnunun uzaması gerekir, eğer yalan söylüyorsa burnu uzamamalı ancak yalan söylediği için doğası gereği burnunun uzaması lazım gelir. Ya da “Bir sonraki cümle doğrudur. Bir önceki cümle yanlıştır.” ya da “Otuz harfi geçen tüm cümleler yanlıştır.” dersek kuyruğunu kovalayan kedi gibi dönüp dururuz. Aslında paradoks bir çeşit dil illüzyonudur. Hayatın içinde rastlayıp anlamlandıramadığımız birçok olgu,esasen bu kavramsal çıkarımın bir konusu olabilir. Şirketlerin pazarlama departmanları insanları bazen paradoks kullanarak ya da doğruları gizleyerek tercihlerini yönlendirmeye çalışır. Örneğin bir ürüne “%50+%20 indirim” sloganıyla aslında %60 olan indirimi %70 gibi göstermeye çalışır. Burada bir kandırmaca yoktur ama kafa karıştırarak gerçek olanı gizlemeye çalışırlar.

Öğretmen bir cuma günü öğrencilerine şöyle der: “Çocuklar, gelecek hafta içinde ummadığınız bir günde sizi yazılı yoklama yapacağım.” Mantık sırasıyla gidersek cuma günü yazılı yapılamayacağı açıktır çünkü perşembe gününe kadar yazılı yapılmadıysa cuma günü yapılacağı kesindir, bu durumda umulmadık bir gün cuma olamaz. Aynı sebepten dolayı perşembe günü de yazılı yapılamaz. Perşembe gününe kadar yazılı yapılmadıysa cuma günü yapılacak olan sınav sürpriz olmayacağından perşembe olması kesin olur ki bu da perşembenin artık sürpriz olamayacağı anlamına gelir. Aynı mantık silsilesini yürüterek öğretmenin önümüzdeki hafta sürpriz yazılı yoklama yapamayacağı ortaya çıkar. Ancak bu durum mantık dışıdır ki öğretmen gelecek hafta içinde “çıkarın kâğıtları!” diyebilir. Böyle bir konu açıldığında herkesin aklına gelen bir tavuk-yumurta sorusu vardır, “Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?” diye. Bu soruyla karşılaştığınızda “Elbette yumurta tavuktan çıkar, yumurtadan çıkan tavuk değil, henüz civcivdir.” deyip soruyu soranı sorduğuna pişman edebilirsiniz.

Yıllar önce Isaac Asimov’un bir kitabında şöyle bir soru okumuştum: “Önünde durulamayan bir kuvvet yerinden kıpırdamayan bir kuvvetle çarpışırsa ne olur?” Bu bir kurgu olduğu için bilemiyorum ama herhâlde önünde durulamayan kuvvet diğerini kıpırdatarak bir süre sürükler, sonra ikisi de durur. Hangisinin kazanmış olduğunu bilmem, herkesin gönlü olsun, maksat. Ya da attığı bütün penaltıları gole çeviren bir futbolcu, ömründe hiç penaltı golü yememiş bir kaleciye penaltı atsa sonuç ne olurdu? Herhâlde ikisinden birinin istatistiği değişirdi.

Tabii Hayvanları Koruma Derneği’nin açılışında kurban kestirmek bir paradoks değil, çelişkidir. Çelişki, içerisinde birbirine zıt iki olayı barındıran önerme iken paradoks, doğru kabul edildiğinde yanlış, yanlış kabul edildiğinde doğru olan bir önermedir. İşin içine çelişki girince bazı durumlarda anlam kuvvetlendirmek için yapılan başka bir kavram ortaya çıkar:oksimoron.

Eskilerin “kelâm-ı zü’l-vecheyn ve müştemilü’z-zıddeyn” dedikleri, kelime anlamı olarak birbiriyle çelişen ya da tamamen zıt iki kavramın bir arada kullanılması ve bu şekilde oluşturulmuş ifadelerdir. Mesela “sessiz çığlık” bir oksimoron örneğidir. Ya da “uzun şort, çok az, tek seçenek, üç tekerlekli bisiklet, dört ayaklı sehpa, sivil polis, bilim kurgu, davetsiz misafir, uzman stajyer, karışık düzen, zorunlu seçmeli ders, sıvı buz, tatlı cadı, ihtiyar delikanlı, sarışın Leyla, özel halk otobüsü, sanal gerçeklik vb.”birçok söz grubu günümüzde farkında olarak ya da olmadan kullandığımız oksimoron örneklerindendir. Bu çeşit kullanımlar daha çok edebiyatta anlamı kuvvetlendirmek için kullanılır. Yine bunlara “kara güneş, tatlı sıkıntı, acıyı bal eylemek, aydınlık geceler vb.” örnekler verilebilir. Sezai Karakoç, “Kara bir süt akmıştı bir gün evin kutlu koyunundan…”veya Necip Fazıl, “Azap kuleleri, cüceleşmiş devlerin; Kör mazgallarında raksı var alevlerin.” derken bu söz sanatından faydalanmışlardır. Bu durumda oksimoron; çelişkili, tutarsız ifadelerin sonucu olarak iki kelimeden oluşuyorken paradoks; birbiriyle çelişen ancak doğru elementler kullanarak tutarlı bir yapı oluşturan ifade veya ifadeler bütünüdür. Hepinize güneş enerjisi ile çalışan kaloriferli evde çekecek kullanarak giydiğiniz terlikle koltuğa yaslanıp su geçirmez süzgeçle doldurduğunuz çay eşliğinde dikenli tel kadayıfı yerken keyifli streç film festivali izlemenizi tavsiye ederim. Zengin maden yatağında uyumaya giderken alarmlı kum saatinizi kurmayı unutmayınız.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar