EĞİTİMDE DOKUZ MİZAÇ MODELİ

EĞİTİMDE DOKUZ MİZAÇ MODELİ

Eğitimde yeni modeller ve paradigmalar eğitim için mi yapılır yoksa insan için mi? Eğitimde belki de en önce cevaplamamız gereken sorulardan birisiyle yazımıza başlamak istedim. İnsanın terbiye-eğitim ihtiyacı oluştuğundan beri değişik kültürler ve zamanlarda farklı modeller denenmiştir. Kimi toplumlar kendi özünden modeller geliştirirken kimileri ise ithal etme yoluna gitmiştir. Hangi toplumun ne tür eğitim ihtiyacı

Eğitimde yeni modeller ve paradigmalar eğitim için mi yapılır yoksa insan için mi? Eğitimde belki de en önce cevaplamamız gereken sorulardan birisiyle yazımıza başlamak istedim. İnsanın terbiye-eğitim ihtiyacı oluştuğundan beri değişik kültürler ve zamanlarda farklı modeller denenmiştir. Kimi toplumlar kendi özünden modeller geliştirirken kimileri ise ithal etme yoluna gitmiştir. Hangi toplumun ne tür eğitim ihtiyacı olduğu bizim makalemizin konusu değil. Biz burada insanı gerçekten odağa alan bir yaklaşımı detaylandırmaya çalışacağız.

Her çocuğun parmak izi gibi farklı özellikler göstermesi eğitim ortamında da bireyselleşmiş modellerin kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Eğitimde çocuğun biricik- yegane olduğunu anlamak ve buna uygun öğretme içerikleri geliştirmek aslında eğitimin en temel amacıdır. Bunun için de insanı bir bütün olarak ele almak durumundayız. İnsanı bir bütün olarak ele alan dokuz mizaç modeli, evrensel ve milli bir şekilde modern psikolojide karşılığını bulmuştur.

Fiziki olarak en temel yapı taşımız olan DNA’lar insan vücudunu oluşturmaktadır. Fakat insan sadece bir bedenden ibaret değildir. İnsanın bedenine yön veren psikolojik bir boyutu vardır. İnsanın psikolojik DNA’sı ise mizacıdır. Doğuştan getirdiğimiz ve bir ömür boyu değişmeyen ve kişiliğimize de yön veren mizacımız, insanın davranış repertuvarını göstermektedir. Mizaç bir elmanın çekirdeği gibidir. Toprağa elma ekerseniz elma yetişir. Farklı bir meyve yetişmesini bekleyemeyiz. Fakat elmanın iyi yetiştirilmesi, çürüklerinin olmaması ve zamanında dalından özenle koparılması ise anne baba tutumları, eğitim ve çevreyle şekillenmektedir ve bizim etki edebileceğimiz bir durumdur. “İnsan 7’sinde neyse 70’inde odur.” “Can çıkar, huy çıkmaz” atasözlerimizle vurgulanmak istenen aslında hep aynı şeydir yani mizaçtır.

Mizacımız varoluşsal olarak arayışımızı, motivasyon kaynaklarımızı ve yatkın olduğumuz yönlerimizi göstermektedir. Bu özellikleri bilmek insanın hem kendisini tanımasını hem de etrafındaki insanları anlamasını sağlaması açısından büyük öneme sahiptir. Bu bölümde dokuz mizaç modelinin eğitimde etkin kullanılmasını örneklendireceğiz.

Sınav ve sonuç odaklı eğitim sistemi çocukların içindeki insani yönlerini köreltmekte ve onları adeta robotlaştırmaktadır. Her çocuğun her derse yeteneği olmasını beklemek, kaplumbağa ile tavşanı yarıştırıp kaplumbağaya tembel demek gibidir. Neye ve kime göre başarısızdır, işte tartışılması gereken nokta budur. Öğrencilerimiz adeta baharda yeşeren rengarenk çiçekler gibi birbirinden farklı renkleri ve tonları içermektedir. Öğretmen usta bir bahçıvan edasıyla bu çiçeklere yaklaşmalı ki hangi çiçeğin neye ihtiyacı olduğunu tam olarak anlayabilsin ve ona göre yaklaşım gösterebilsin. Bireysel farklılıkların temeline mizaç tipini yerleştirdiğimizde, öğrencimizin tüm eğitim hayatı ve de sonrası için çok etkili bir yol haritasını da keşfetmiş oluyoruz.

Derslerde en başarılı olmayı isteyen, sınıf başkanı olmak için mücadele eden, okulda sevilen ve ihtiyaç duyulan biri olmayı isteyen, sanatsal eğilim ve kaşif ruhuyla sürekli yenilikleri arayan her biri farklı arayışta olan öğrencilerimize tek tip bir yaklaşım sergileyerek onların hayattaki anlam arayışını keşfetmiş olamayız. Ders bitiminde teneffüse çıkan çocuklarımızı gözlemlediğimizde genelde şu davranışları görüyoruz.

Sınıftan hızlıca çıkıp atlayan zıplayan koşturan hareketli çocuklar, arkadaşının koluna girerek bahçede dolaşan çocuklar ve aklı hala tahtada yazılı olan problemi kafasından çözmeye çalışan çocuklar.Aslında her bir birey sahip olduğu fiziksel, duygusal ve zihinsel yeteneklerinden bir tanesini aktif kullanmaktadır. Biz eğitimcilere düşen ise çocuklarımızın yatkınlıklarını etkili bir şekilde tespit ederek onlara ustaca yaklaşmaktadır.

Öğretmenin çocukların mizacını tespit etmesi elbette önemli fakat ondan önce kendi mizaç özelliklerini tespit etmesi, güçlü ve zayıf yönlerini fark etmesi bu modelin uygulanması için çok elzemdir. Sınav kağıdı okurken gidişe puan veren-vermeyen, araştırma projesi dört dörtlük olsa da mavi telli dosyaya özenli koymadığı için not kıran-kırmayan öğretmen yaklaşımları hep mizaç özelliklerinden kaynaklanmaktadır.

Öğrencilerimizin yetenek, zekâ ve ilgilerini bilebilmek elbette önemli fakat mizaç temelinde konuya yaklaşarak onun arayışını ve nelere yatkın olduğunu tespit ettiğimizde ise öğrencimizin içindeki cevheri fark etmiş oluyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığımızın açıklamış olduğu 2023 Vizyon Belgesinde mizaç temelli eğitimin de aşağıdaki ifadelerle yer alması son derece sevindiricidir. “Müfredat çocuklarımızın ilgi, yetenek ve mizaçlarına göre düzenleniyor.” Öğrencilerimizin özüne inen bu modelle daha etkili bir eğitim ve öğretim yapılması dileğiyle.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar