Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Yapıtları Yoluyla Düşünme

Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Yapıtları Yoluyla Düşünme

Duyarlık (sensibility), kendi yaşamı dışında olup bitenlerle ilgilenme; bunları sezip değerlendirebilme, umursama ve bu dış uyaranlara karşı bilinçli / uyanık olma, tepkide bulunma; olanlardan, insanların yaşadıkları olay ve duygulardan etkilenme, olanları görmezden gelmeme; başkalarının duyum ve duygularını kendilerini onların yerine koyma yoluyla anlama ve duyumsama yeteneğidir (Aslan, 2013). Nitelikli çocuk ve gençlik edebiyatı yapıtlarının önemli

Duyarlık (sensibility), kendi yaşamı dışında olup bitenlerle ilgilenme; bunları sezip değerlendirebilme, umursama ve bu dış uyaranlara karşı bilinçli / uyanık olma, tepkide bulunma; olanlardan, insanların yaşadıkları olay ve duygulardan etkilenme, olanları görmezden gelmeme; başkalarının duyum ve duygularını kendilerini onların yerine koyma yoluyla anlama ve duyumsama yeteneğidir (Aslan, 2013). Nitelikli çocuk ve gençlik edebiyatı yapıtlarının önemli işlevlerinden biri de duyularını devindirerek çocukları / gençleri yaşama ve insana karşı duyarlı kılmaktır (Sever, 2012; Aslan, 2013). Bu duyarlık ise beraberinde olaylar, kişiler, durumlar; kısaca insan ve yaşam üzerine derinlemesine ve sağlıklı düşünmeyi getirir.

Düşünme (thinking); bir sorunun giderilebilmesi için birçok zihinsel süreci içeren, bilinçli, etkin, devingen, amaca yönelik, dizgesel, konuya ilişkin bilgiler arasında karşılaştırmalar yapılmasını, anlamlı bağlantılar kurulmasını gerektiren sonuç çıkarma, karar verme ve bir yargıya varma etkinliğidir. Üst düzey düşünme ise (higherlevelthinking, higherorderthinking) akıl yürütmeye dayanan, karmaşık, bilgiler arasında tutarlılık, bağlantı ve kapsamlı zihinsel etkinlikler gerektiren, araştırma ve sorgulamaya dayalı, amacı anlaşılırlık olan ve sonuçların bilimsel verilere dayandırılarak sunulduğu düşünme biçimidir (Aslan, 2012). Anlama (understanding), sorun çözme (problem solving), karar verme (decision-making), eleştirel düşünme (criticalthinking), analitik düşünme(analyticalthinking), ilişkisel düşünme (relationalthinking), yaratıcı düşünme (creativethinking), çözümleme (analyzing), bireşim (synthesizing), yansıtıcı düşünme (reflectivethinking), değerlendirme (evaluation), probleme dayalı düşünme (problem-basedthinking), sorgulama (inquiry), açıklama yapma (explaining),çıkarımda bulunma (inference), özdüzenleme (self regulation), soru sorma (questioning) ve sınıflama (classification) gibi beceriler en çok bilinen üst düzey düşünme becerileri arasında yer almaktadır (Haladyna, 1997; Facione 1998; Caulfield-Sloan ve Ruzicka, 2005; Aslan, 2011a).

Öğrencilerin derste öğretilen bilgileri kalıcı, anlamlı ve işlevsel öğrenebilmeleri, öğrendiklerini gerçek yaşama aktarabilmeleri onların dersler/ konular üzerine sorgulayıcı ve eleştirel düşünmelerini gerektirir. Yapılan araştırmalar eğitim-öğretim ortamlarında daha çok alt düzey düşünme becerileri üzerine yoğunlaşıldığını, üst düzey düşünme becerilerinin ise göz ardı edildiğini göstermektedir (Aslan, 2011b).

Oysa eğitim-öğretim etkinliklerinin temel amacı öğrencilere üst düzey düşünme becerilerini kazandırmak, onların okulda öğrendiklerini yaşama geçirebilmelerini, sorunlara farklı açılardan ve eleştirel bakabilmelerini sağlamak olmalıdır. Hızla değişen ve karmaşıklaşan yaşam koşullarına uyum sağlamak, kendini gerçekleştirerek mutlu ve başarılı bir yaşam sürmek bireylerin küçük yaşlardan başlayarak farklı düşünme becerilerine sahip olmasını zorunlu kılmaktadır (Aslan, 2012).

İpşiroğlu (1997)’na göre üst düzey düşünme becerileri arasında yer alan eleştirel düşünme; sorunların özüne inen, onları çeşitli açılardan irdeleyen, anlamaya çalışan, gerekirse karşı çıkabilen bir düşünme biçimidir. Düşünmenin en gelişmiş, en ileri biçimidir; çünkü saplantısız, nesnel ve derinlemesinedir. Eleştirel düşünme yoluyla nitelikli niteliksizden, doğru yanlıştan ayırt edilebilir.

Düşünme bu bağlamda özgürce seçim ve değerlendirme yapılmasını sağlayan bir süzgeç işlevi görür. Düşünmeyi zevkli kılan yalnızca tattırdığı özgürlük duygusu değil, aynı zamanda bir şeyi yakalama, keşfetme heyecanıdır. Eleştirel düşünme etkinliği, sürekli bir devinimi ve gelişimi koşullar.

Düşünme Becerilerinin Geliştirilmesinde Dil ve Edebiyat Öğretimi Ortamları

Dil ve edebiyat öğretimi ortamlarında çocukların ve gençlerin dilsel becerilerinin yanı sıra düşünsel becerilerinin de gelişimine katkıda bulunabilecek en önemli araçlardan biri, çocuğun ve gencin yaş ve gelişim özelliklerine; ilgi, gereksinim, beklenti ve beğenilerine uygun yazılmış çocuk ve gençlik edebiyatı yapıtlarıdır. Yazınsal nitelikli kitaplar, iyi geliştirilmiş karakterleri ve güçlü kurguları yoluyla çocukların/ gençlerin düşünme becerilerinin gelişmesine de önemli katkılar sağlar. Onların yazınsal bir kurgu içinde olayları/durumları / insanları / yaşamı derinlemesine anlamalarını, yorumlamalarını, değerlendirmelerini sağlar; çünkü çocuklar ve gençler iletişime girebildiği kitaplardaki karakterleri kendisine model alır, onlar gibi duyup düşünmeye başlarlar.

Hangi yaş grubuna seslenirse seslensin edebiyat yapıtlarının amacı, okurlarını herhangi bir konuda eğitmek, onlara bir şey öğretmek değil; örtük biçimde verdiğiiletilerini duyumsatarak / sezdirerek onların olaylar, durumlar, insanlar üzerine düşünmelerini sağlamak ve yaşama / insana ilişkin duyarlık eğitiminden geçirmektir. Sever (2012)’e göre, kitapların dünyasına giren ve oradaki dünyanın kendine sunduğu olanaklarla yaşamayı alışkanlık biçimine getiren bireyler için eleştirel okuma becerisini edinme süreci de başlamış demektir.

Sanatın diğer dalları gibi edebiyat da okuruna hem çeşitli konularda duyarlık kazandırır hem de onun olayları, durumları, kişileri sorgulamasını ve bunlar üzerine farklı bakış açıları geliştirerek düşünmesini sağlar. Ancak çocuğun/gencin yaşamından kopuk, onunla iletişime giremeyen metinlerin bu becerilerin edinilmesine katkısı olamaz. Belli bir ideolojiye, otoriteye körü körüne bağlanma, düşünceleri o doğrultuda kalıplaştırma ve dondurma, insanları ya da toplumları bir ya da birkaç yönüyle etiketleme/damgalama, seçenekleri azaltma/daraltma, değişime direnç gösterme, kültürel ve toplumsal koşullanmalar, çok az gözleme dayanarak aşırı genellemeler yapma(acele varılan sonuçlar), önyargılar, basmakalıp düşünceler, benmerkezcilik, hoşgörülü olmama, batıl inançlar, kendini kandırma, duyarsızlık, umursamazlık, zayıf okuma ve dinleme becerileri, akran baskısı, yanlış benzetmeler, yanlış nedenlemeler, çelişkiler, çifte standartlar, mantığa aykırı sonuçlar, ezbere dayalı öğretim, baskıcı ve aşırı ölçüde yetkeci ortamlar,üst düzey düşünme becerilerinin önündeki engellerden bazılarıdır (Aslan, 2010; Ruggiero, 1988; Doğanay ve Ünal, 2006). İpşiroğlu (1997:27-34)’na göre, bir başka düşünme engeli de retorik geleneği; başka bir deyişle, düşünmenin dile değil, dilin düşünmeye egemen olması ve düşünmeyi dil kalıplarının içinde boğarak yok etmesidir. O halde çocuklar ve gençler, anılan engellerin varlık gösterdiği kitaplarla buluşturulmamalıdır.

Bilim gibi sanatın da özü gereği dogmalara, ideolojilere, baskıcı düşünceye karşı olduğunu savunan İpşiroğlu’na göre okuma ediminin en önemli amacı öğrencilere saplantılardan arınmış bir düşünme alışkanlığı kazandırmak, çok yönlü düşünmeyi öğretmek, onlarda eleştirel bakışı uyandırmak ve onların düşgücünü geliştirmektir.

Düşünme ve Çocuk/Gençlik Edebiyatı

Çocuklara metnin derin yapısındaki iletileri buldurmadan yaptırılan okuma/ okutma çalışmalarının düşünme becerilerinin gelişimine katkısı sınırlıdır. Düşünceyi geliştirmek için yazınsal metinlerin eleştirel okunması, üzerinde değerlendirmeler yapılması, kitabın kurgu içindeki tüm öğelerinin bilinçle ve mantıkla açıklanması / yorumlanması gerekir. Öğrencilere yazınsal metinler okumak/okutmak, bunları eleştirel olarak çözümletmek, onları yazınsal kitaplardaki karakterlerin davranış ve eylemleri üzerine düşünmeye ve çözümleme yapmaya yönlendirmek, bu karakterlere mektuplar yazdırmak, kitaptaki sorunlar ve sorun çözme biçimleri üzerine düşünmelerini sağlayacak etkinlikler yaptırmak,onları bu türlerde yazılar yazmaya isteklendirmek öğrencilerin algılarını geliştirmeye dönük etkinliklerdir ve onlarda üst düzey düşünme becerilerinin gelişmesine katkı sağlar (Aslan, 2010).

Yazınsal niteliğe sahip çocuk kitaplarında eleştirel düşünme becerisinin alt boyutları olan “yorumlama”, “çıkarımda bulunma”, “açıklama”, “çözümleme”, “değerlendirme” ve “özdüzenleme” becerilerinin gelişmesine katkı sağlayacak anlatımlar sıklıkla varlık göstermektedir (Sever ve Aslan, 2009).

Edebiyat metinleri yoluyla düşünme dendiğinde akla Bach’ın “Martı”sı (2004), Exupéry’nin “Küçük Prens”i (2005), Behrengi’nin “Küçük Kara Balık”ı(2012) gibi hem felsefi açılımları olan hem de yazınsal nitelik taşıyan yapıtlar gelmektedir. Bach’ın “Martı” adlı öyküsünde JonathanLivingston adlı bir martının hep “bir başka bilinmeyeni elde edip öğrenmesi”, bunun için uğraşması ve heyecanlanması işlenmiştir. “Ölümü ve başarısızlığı düşünmeksizin” (s.19) uçmak ve özgür olmak en büyük tutkusudur Jonathan’ın. Bu yüzden ailesi tarafından yadırganır, uyarılır; sürüsü tarafından dışlanır, üstelik sürgün edilir. Ama o, yılmadan düşüncelerinin, duygularının, tutkularının kısaca özgürlüğünün peşinden gider ve kendisi gibi düşünme sınırlarını zorlayan birçok martının yetişmesine katkıda bulunur. Jonathan’a göre “Yaşam, içinde taşıdığı olanaklar nedeniyle ne kadar anlamlıydı.

Zevksizce balıkçı teknelerine gitmek ve gelmek yerine, yaşamak için bir amaç olmalıydı. Kendimizi bilgisizlikten kurtarabilir, zeki, becerikli ve seçkin bir yaratık olabiliriz. Özgür olabilir, uçmayı öğrenebiliriz” (s.23-26). Kitapta yer alan “Bizi sınırlandıran her şeyi, adı ne olursa olsun bir kenara bırakıp uzaklaşmalıyız ondan. Düşüncelerin zincirlerini kırmak gerek. Böylece bedenin zincirleri kırılır ve sonsuz özgürlüğe kavuşursunuz.” (s.83)tümceleri kurgu içindeki doğallığıyla çocuklara düşünmenin önemini duyumsatan en önemli iletidir.

“Küçük Kara Balık” adlı yapıt adaletin, eşitliğin, düşünmenin, öğrenmenin önemini duyumsatma bakımından da önemli bir yapıttır. Küçük bir ırmakta yaşayan Küçük Kara Balık, başta ailesi olmak üzere çevresindeki herkesin uyarı ve baskılarına karşı denize, özgürlüğe ulaşma çabası içinde karşılaştığı tüm zorluklara direnir; çevresini aydınlatmaktır amacı. Küçük Prens, içinde yaşadığımız dünyayı, yetişkinlerin bakış açılarını ve düşünme biçimlerini, bize “değer” ve “erdem”miş gibi sunulan çeşitli alışkanlık ve davranışları, sevgiyi, sevgisizliği, dostluğu, ayrımcılığı, insan haklarını çocuğun dünyasından hep eleştirel bir bakışla değerlendirir:“Büyük insanlar kapalı ya da açık boa yılanı resimlerini bir kenara bırakıp coğrafya, tarih, matematik ve dilbilgisine kafa yormamı önerdiler. İşte o zaman, altı yaşımdayken, muhteşem bir resim kariyerine daha başlamadan nokta koymuş oldum. Büyük insanlar hiçbir şeyi olduğu gibi anlamazlar, onlara hep açıklamalarda bulunmak zorundasınızdır ve bu da çocuklar için oldukça yorucu bir iştir” (s.12). Yine hem bilgilendirici niteliğinin olması hem de içinde konuya uygun kısa öyküler barındırması nedeniyle “Adım Adım Felsefe”, “Çıtır Çıtır Felsefe”, “Bal Gibi Felsefe”, “Filozof Çocuk” ve “Küçük Filozoflar”gibi dizi biçiminde yayımlanan kitaplar da çocuğun dilsel ve düşünsel becerilerinin gelişmesine katkıda bulunur.

Çocukların olayları, insanları, insanların davranış ve eylemlerini; kısaca yaşamı sorgulamalarını sağlar. Güzeli görebilen, beğenebilen; nesneleri güzelduyusal (estetik) ölçütlere göre değerlendirebilen, tercihlerini incelmiş zevkiyle yapabilen bireyler yetiştirmek için türler arası karşılaştırma tekniğinden yararlanılmalıdır. Böylece güzelduyusal olan,öğrencilere farklı biçimlerde sunulmuş olur ve onların farklı türler / sanatlar arasında karşılaştırma yapmalarını, daha etkin ve eleştirel bir tutum sergilemelerini sağlar (Güzel,2006). Çok bilinen kimi  çocuk edebiyatı yapıtlarını bazı yazarlar değişik biçimlerde yorumlamış, metni farklı bir bakış açısıyla yeniden ele almışlardır.

Bu farklı bakış açılarının çocuğa sunulması / değerlendirme ve yorum çalışmalarının onlarla birlikte yapılması da çocukların üst düzey düşünme becerilerini geliştirici çalışmalardandır. Örneğin, Fransız yazar La Fontaine’in yazdığı “Ağustos Böceği ile Karınca”, yıllarca çocuklarımıza okuduğumuz/okuttuğumuz çok bilinen bir fabldır. Bu fablda Karınca, yaz boyu çalışıp yuvasını yiyeceklerle doldururken Ağustos Böceği saz çalıp şarkılar söylemiştir. Kışın evinde rahat bir yaşam süren Karınca’dan yardım isteyen Ağustos Böceği’ne Karınca’nın yanıtı “Madem bütün yaz saz çaldın, şimdi de dans et!” olmuştur. La Fontaine’e göre Karınca emekçi, işini bilen, kendini çeviren biriyken Ağustos Böceği yalnızca eğlenmeyi düşünen asalak, sorumsuz ve tembel biridir. Ran, yine aynı adlı metninde (1976, “Yel Üfürdü Su Götürdü – Yazılar”) Karınca’ya ve Ağustos Böceği’ne La Fontaine’den çok farklı anlamlar yüklemiş ve okuruna değişik, özgün bir bakış açısı sunmuştur. Ran’a göre, Ağustos Böceği aklı fikri eğlenmekte olan asalak, sorumsuz ve tembel biri değil, aksine insanlara neşe veren, başkalarının mutluluğu için de emek harcayan, yalnızca kendi çıkarını düşünmeyen iyi bir sanatçıdır, kahramandır.

Yaz boyu, “sıcak sarı kırları, ılık yıldızlı geceleri sevinçli türküsüyle doldurmuştur.” Kırlarda çalışanlar, yıldızların altında yorgunluk çıkaranlar onun aydınlık sesiyle neşelenmiştir. Yalnızca kendisi için değil başkaları için de soluk tüketmiş, yorulmuş, didinmiş; bunu yaparken kendi çıkarlarını, geleceğini, özel yaşamını hiç düşünmemiştir. Karınca ise, yaz boyu yalnızca kendisini düşünmüş, kışlık yiyeceğini doldurmuştur ambarına: “Şimdi buğday çuvalları arasında, burnu Kaf Dağı’nda oturmaktadır. Bütün bir yaz, taneleri birbiri peşinden kendi evine sürüklerken Ağustos Böceği’nin türkülerinden hız aldığını, o türkülerle yazın güzelliğini bir parçacık olsun anlayabildiğini çoktan unutmuştur. Şimdi, kapısını çalan ağustos böceğini, üstüne üstlük, kendi aklınca bir de alay ederek kovar.” Ran (1976), “Ben bu masaldaki Karınca’dan tiksinirim, iğrenirim. Ağustos Böceği’ne gelince; ona bütün bir yaz kendini, özünü düşünmeden türkü çağırdığı için değil; hayır, bu onun en güzel, en kahraman yanıdır; hayır, ben Ağustos Böceği’ne gidip Karınca’nın kapısını çalacak kadar budalalaştığı, en sonunda yüreğinin gücünü böylece kaybettiği için kızarım.” sözleriyle, -çoğunca iletileri benimsenen- La Fontaine’in bu fablındaki tüm değer gibi gösterilenleri altüst eder. Okurunu daha insani değerlerle buluştururken onu sanat, sanatçı, insanlar, değerler üzerinde duyarlı olmaya çağırır. La Fontaine’in tembel, asalak, sorumsuz olarak nitelendirdiği Ağustos Böceği’ne Ran“sanatçı” olarak bakmış; La Fontaine’in yücelttiği Karınca’dan tiksindiğini, iğrendiğini söyleyerek okurunun bu farklı bakış açıları üzerine düşünmesini sağlamıştır.

Şahinkanat (2012), “Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan?” adlı kitabıyla çok bilindik “Kırmızı Başlıklı Kız” adlı masala bambaşka bir yorum getirmiş; masalı “çocuğa göre” lik ilkesiyle örtüşür duruma getirirken çocuğun düşünmesini de sağlayacak yeni bir kurgu oluşturmuştur. Bu masalda Yavru Kurt, annesine artık büyüdüğünü ve tek başına ormana gitmek istediğini söyler. Annesi, yavrusunun bunun için hazır olup olmadığını sorduğu sorularla sınamaya çalışır. Yavru Kurt, annesinin ilk sorusuna yanıt olarak Kırmızı Başlıklı Kız karşısına çıkarsa ona hiç görünmeden çalılıklara kaçıp saklanacağını; bir kulübede hasta bir büyükannenin yattığını görürse içeriye girmeyeceğini, kimseler görmeden başka bir yere kaçacağını söyler. Derenin kenarındaki ağaç gölgesinde uyurken kendisini bir yanlış anlamadan korumak için arkasındaki ağaca asacağı afişte şu tümcelerin yer alacağını söyler: “Dikkat! Dikkat! Sevgili Avcı Amca, Büyükanne ormanın diğer ucunda.

Kırmızı Başlıklı Kız’ın ve ailesinin yanında. Belki biraz şişlik varsa karnımda, inan sadece brokolili makarna. Lütfen karnımı boşuna yarma. Biz vazgeçtik artık et yemekten. Bıktık masallarda kötülenmekten” (s.22). Görüldüğü üzere yazar, son derece başarılı bu şiirsel öyküsünde çocuk okurlarının her iki kurgu üzerine de düşünmelerine ve kendi doğrularını oluşturmalarına katkıda bulunabilecek bir kurgu oluşturmuştur. “Üç Kedi Bir Dilek” (2013) adlı çalışmasında da Şahinkanat; Piti, Pati ve Pus adlı üç kafadar dost kediyi yerleştirir kurgusuna. İçlerindeki en bilmiş olanı Pus, kayan bir yıldız görenlerin çok şanslıolduklarını; çünkü onların dileklerinin gerçekleştiğini söyleyince buna çok heyecanlanan Piti günlerce gökyüzüne bakar, sohbetlere katılmaz, uyumaz. Bir yıldızın kaymasını bekler umutla. Sürekli gökyüzüne bakmaktan lokması boğazında kalır, arkadaşları onu damdan düşmekten son anda kurtarır. Pus kendini suçlu hissederek hemen bir çare bulmaya koyulur. Biraz kömür tozu ile bir de el feneri bulurlar.

Gökte ayın olmadığı bir gece Bayan Leylek ve Pus kömür tozuna bulanır, Pati ise el feneri elinde bir bacanın arkasına  gizlenir. Bayan Leylek, Pus’u tutar ensesinden, birlikte havalanırlar. Pus tek gözünü iyice kapar, açık kalan gözüne Pati fener ışığını tutar. Pus’un açık olan gözü ışığı öyle bir yansıtır ki kayan bir yıldız gibi ışıl ışıl parlar. Piti, şaşkınlıktan  nefesini tutar önce, sonra sevinçle haykırır dileğini: “Sevgili yıldız, ne olur; Pus ve Pati’yle dostluğumuz hiç bozulmasın, sonsuza kadar yollarımız ayrılmasın” (s.20). Yorgunluktan bitkin düşen Piti, derin bir uykuya daldığında Pus ile Pati gökyüzünde gerçekten kayan bir yıldız görürler. El ele tutuşarak bir ağızdan “Kayan Yıldız, lütfen, lütfen, gerçek olsun Piti’ciğin dileği” (s.26) diye fısıldarlar. Brenifier ve Millon “Nasreddin Hoca ile Düşünmeyi Öğrenmek” (2012) adlı çalışmasında çocuklara Nasreddin Hoca fıkralarının alt metinlerini okuma becerisini kazandırmayı ve onları derinlerde yatan felsefi kavramlarla tanıştırmayı amaçlamıştır.

Kitapta her bir fıkradan sonra üç bölüm yer almaktadır: Anlama, Yorum ve Alıştırmalar. “Anlama” bölümünde fıkranın içeriğine ilişkin sorular; “Yorum” bölümünde çocuğu günlük yaşamdaki olaylar üzerine düşündürmeye yöneltecek sorular; “Alıştırmalar” bölümünde ise yine fıkranın içeriğinin günlük yaşamla ilişkilendirildiği sorular bulunmaktadır. Halk bilgesi Nasreddin Hoca, fıkraları aracılığıyla öğrenmeye insanların kendilerinin ulaşmaları gerektiğini, var olan bilgilerden yararlanarak kendi başlarına düşünmelerini, bazen de alışılmış dışı düşünmemizi ve alışılmamış olanı hemen reddetmememiz gerektiğini söyler.

Sonuç

Cüceloğlu (2001:217)’na göre kalıplaşmış insan, yaşamına anlam veren temel ilke ve değerlerin bilincinde olmayan, dışarıdan dayatılmış duygu, düşünce ve davranış kalıplarını eleştirel düşünce süzgecinden geçirmeden uygulayan kişidir.

Gelişmiş insan ise, yaşamına anlam veren temel ilke ve değerlerin bilincinde olan ve bu bilinçle duygu, düşünce ve davranışını süreçleyen kişidir. İşte “gelişmiş insan”ı; başka bir deyişle yaşamı anlamlı kılan temel ilke ve değerlerin bilincinde olan ve bu bilinçle duygu, düşünce ve davranışını süreçleyen insanı yetiştirmede yazınsal nitelikli çocuk ve gençlik edebiyatı yapıtlarınında önemli bir rolü vardır. Çocuklar/gençler, çocuk ve gençlik edebiyatı adı altında satılan; ancak edebiyat yapıtı özelliği taşımayan, çocuğun düşünmesini engelleyen, önyargı ve basmakalıp ifadelerle oluşturulmuş, okur yerine yazarının düşündüğü ve düşüncesini dayattığı, çeşitli ideoloji ve inançları güdümleyen kitaplarla buluşturulmamalıdır.

Çocuğa/gence okunan/okutulan kitaplar; onların sorgulamasına, değişik düşünceler arasında kendi düşüncelerini oluşturmasına, kendi doğrusunu kendisinin bulmasına katkı sağlayacak nitelikte olmalıdır. Çocuklar; kurgudaki olaylar, durumlar, görüşler, kişiler arasındaki bağlantıları kendileri kurabilmeli, yorum ve değerlendirmelerini kendileri yapabilmelidir. Bu metinlerdeki düşüncelerin gerek ailelerce gerekse öğretmenlerce ortaya çıkarılmasına, konuşulup tartışılmasına uygun ortamlar yaratılmalı, okumalar sorgulayıcı biçimde yapılmalıdır. Aileler ve eğitimciler bu gerçeğin  farkında olmalı, çocukları onların düşünme becerilerini de geliştirecek nitelikli edebiyat yapıtlarıyla buluşturmalıdır.

KAYNAKÇA

Aslan, C. (2010) “Düşünme Becerilerini Geliştirici Dil ve Edebiyat Öğretimi Ortamları -Bir Eğitim Durumu Örneği-” Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,(13)24, 127-152.
Aslan, C. (2011a) “Soru Sorma Becerilerini Geliştirmeye Dönük Öğretim Uygulamalarının Öğretmen Adaylarının Soru Oluşturma Becerilerine Etkisi”. Eğitim ve Bilim (EducationandScience), (36)160, 236-249.
Aslan, C. (2011b) “A Study of theQuestionsAskedbyMotherTongueTeachers in Examinations in Terms of Developing High Level ThinkingSkills” (Anadili Öğretmenlerinin Sınavlarda Sordukları Soruların Üst Düzey Düşünme Becerilerini Geliştirmesi Bakımından İncelenmesi). TheoreticalandAppliedResearches on Turkish Language Teaching (Türkçenin Eğitimi – Öğretiminde Kuramsal ve Uygulamalı Araştırmalar)(Eds.: G. L. Uzun and Ü. Bozkurt), 431-444. Essen: DieBlaueEule.
Aslan, C. (2012) “Dil ve Edebiyat Öğretiminde Üst Düzey Düşünme Becerileri” Doktora Ders Notları.
Aslan, C. (2013) “Duyarlık ve Düşünceyi Geliştirmede Çocuk / Gençlik Edebiyatı”. Çoluk Çocuk Anne Baba Eğitimci Dergisi, 29-32.
Caulfield-Sloan M. B. &Ruzicka M. F. (2005) “The- Effectof Teachers’ Staff Development in theUse of Higher-OrderQuestioningStrategies on Third Grade Students’ RubricScienceAssessmentPerformance”. Planning andChanging, 36(3-4), 157–175.
Cüceloğlu, D. (2001) İyi Düşün Doğru Karar Ver. İstanbul: Sistem Yayıncılık
Doğanay, A. ve Ünal, F. (2006)Eleştirel Düşünmenin
Öğretimi. İçerik Türlerine Dayalı Öğretim.(Editör: A. Şimşek) Ankara: Nobel Yayıncılık.
Facione, P. A. (1998)Critical Thinking: What it is andWhat it Counts?California: California AcademicPress.
Güzel, A. (2006)“Edebiyat Eğitiminde Amaçlar ve Bu Amaçlara Yönelik Yöntem, Teknik ve Örnek Uygulamalar”.
Milli Eğitim Dergisi,169, 85-106.
Haladyna, T. M. (1997)Writing Test ItemstoEvaluate-HigherOrderThinking.London: Allyn&Bacon.
İpşiroğlu, Z. (1997)Eğitimde Yeni Arayışlar. İstanbul: Adam Yayınları.
Ruggiero,V. R. (1988) TeachingThinkingAcrossthe- Curriculum. New York: Harper&RowPublishers.
Sever, S. ve Aslan, C.(2009) “Eleştirel Düşünme Becerisini Kazandırma Bağlamında Çocuk Edebiyatı Yapıtlarının İşlevi Üzerine Bir Çözümleme”. Türkiye’de Çocuk Yetiştirme, Yaklaşımlar, Yöntemler, Sorunlar, Çözümler,VI. Ulusal Çocuk Kültürü Kongresi Bildirileri, 231-250. (Yay. Haz.: M. Artar).Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayını.
Sever, S. (2012) Çocuk ve Edebiyat. İzmir: Tudem Yayıncılık.

Gönderme Yapılan Çocuk Kitapları

Bach, R. (2004) Martı JonathanLivingston. (Yay. Haz.: C. Yalçın) Ankara: Gül Yayınevi.
Behrengi, S. (2012) Küçük Kara Balık. İstanbul: Can Çocuk Yayını.
Brenifier, O. ve Millon, İ. (2012) Nasreddin Hoca ile
Düşünmeyi Öğrenmek. İzmir: TUDEM Yayıncılık.
De Saint-Exupéry, A. (2005) Küçük Prens.Ankara: Lotus Yayınevi.
Grimm Kardeşler (2007) Kırmızı Başlıklı Kız.İstanbul: Can Çocuk Yayını.
De La Fontaine, J. (2010) Ağustos Böceği ile Karınca. İstanbul: Bu Yayınevi.Ran, N. H. (1976) Yel Üfürdü Su Götürdü – Yazılar. (Haz.: Asım Bezirci). İstanbul: Cem Yayınevi.
Şahinkanat, S. (2012) Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan?(Res.: A. İnan Alican) Ankara: Kır Çiçeği Yayını. Şahinkanat, S. (2013) Üç Kedi Bir Dilek (Res.: A. İnan Alican) İstanbul: Yapı Kredi Yayını.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar