YABANCI DİLDE AKICI OLMAK İÇİN GEÇ KALMADINIZ!*

YABANCI DİLDE AKICI OLMAK İÇİN GEÇ KALMADINIZ!*

Yabancı dil öğrenimi üzerine yapılan yeni bir araştırma, yakın zaman öncesinde Batı medyasında geniş yer buldu. BBC’den Daily Mail ve The Guardian’a kadar uzanan haber kaynaklarında, yaklaşık on yaşından sonra yabancı bir dili akıcı konuşmanın imkânsız olduğu ifade edildi. Tüm bu haberler, araştırmadan elde edilen bulguları inanılmaz derecede farklı yansıttı ama verdikleri mesaj tamamen yanlıştı.

Yabancı dil öğrenimi üzerine yapılan yeni bir araştırma, yakın zaman öncesinde Batı medyasında geniş yer buldu. BBC’den Daily Mail ve The Guardian’a kadar uzanan haber kaynaklarında, yaklaşık on yaşından sonra yabancı bir dili akıcı konuşmanın imkânsız olduğu ifade edildi. Tüm bu haberler, araştırmadan elde edilen bulguları inanılmaz derecede farklı yansıttı ama verdikleri mesaj tamamen yanlıştı.

Birincisi, “akıcılık (fluency)” ya da  “akıcı (fluent)” kelimelerine “Cognition” adlı dergide yayınlanan orijinal çalışmada rastlanmıyor. Bunun makul bir nedeni var: Akıcılık, bu araştırmanın yazarlarının ya da yabancı dil öğreniminde yaşın etkilerini inceleyen başka bilim insanlarının ilgi duyduğu bir durum değildir.

Başka bir dilde akıcı olmak, zorlanmadan iletişim kurabileceğiniz anlamına gelir, yani konuşan veya dinleyici üzerinde gerçek bir zorlama olmadan. Örneğin; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u dinlediğinizde anadilinin İngilizce olmadığını fark edebilirsiniz. Hatta yaptığı bir konuşma sırasında, muhtemelen “latif, hoş (delightful)” demek istediği bir anda yanlışlıkla “lezzetli (delicious)” kelimesini söylemesine rağmen İngilizceyi akıcı bir şekilde kullanabilmektedir.1

Hemen hemen herkes, herhangi bir yaşta her dilde akıcı olabilir. Küçük çocukların, büyük çocuklardan veya yetişkinlerden daha hızlı dil öğrenmeleri bile doğru değildir. Farklı yaş gruplarını yabancı bir dilde aynı oranda öğrenmeye maruz bırakırsanız, yaşı büyük olanlar, hem başlangıçta hem de uzun vadede daha iyi sonuç elde ederler. Her yaştan dil öğrenenler, deyimler ya da atasözleri gibi zorlu yapıları da içeren başka bir dili mükemmel (hatta anadil gibi) bir şekilde elde edebilirler.

“Kritik Pencere”

Daha büyük yaştaki öğrencilerle ilgili şaşırtıcı bir durum -yapılan araştırmanın yazarlarının da bulduğu bir durum bu- şu ki; dil öğrenirken bazı konuların (sadece dilbilgisi değil) üzerinde fazlaca durmak daha fazla probleme neden oluyor gibi görünüyor. İngilizcede üçüncü şahıslarda fiillere “s” eklenmesi bu duruma iyi bir örnektir: I/you/we/they walk (“Ben/ Sen-Siz/Biz/Onlar” kişi zamirlerinde fiiller “s” takısı almaz) he/she/it walks (“O” kişi zamirinde fiiller “s” takısı alır.)

Birçok yabancı dil öğrencisi, inanılmaz derecede kelime bilgisine sahip olmalarına rağmen, böylesi nispeten basit dilbilgisi kurallarını bile yanlış kullanmaya devam eder. Ancak, daha genç yaşlarda dil öğrenildiğinde, büyük yaştaki öğrencilerin mücadele ettiği yapı türlerine hakim olmanın daha kolaylaştığı ve aynı şekilde doğal bir aksan elde etmek için de daha avantajlı olduğu anlaşılmaktadır.

Dilbilimciler, yaş büyüdükçe dilbilgisine tam olarak hakim olmadaki zorlukların sebebinin ne olduğu konusunda bölünmüş durumdalar. Bazıları (Cognition çalışmasının yazarları da dahil), “kritik pencere” olarak adlandırılan hipotezi doğru buluyor.

Beynimizde, özellikle dil öğrenmemizi sağlayan özel bir mekanizmanın olduğunu ve bu mekanizmanın ergenlik çağında (insanların ana dilini iyi derecede öğrenmiş olduğu yaş) “kapalı” olduğunu öne sürüyorlar.

Diğer araştırmacılar, yaşı büyük öğrencilerin biraz daha kötü performanslarıyla ilgili olarak dile özgü hiçbir şey olmadığını savunuyorlar. Bundan daha ziyade, yaşlandıkça genel öğrenme yeteneğimizin ve hafıza becerilerimizin azalması, öğrenme için daha az zamana ve daha belirli bir kimlik duygusuna sahip olma gibi durumların değişkenlik göstermesinden kaynaklandığını öne sürüyorlar.

On yaşında dil öğrenme becerisi sönmüyor

Cognition’un çalışmasında yeni olan şey, dilbilimsel araştırmaların olağan standartlarına göre daha önce görülmemiş boyutta bir veri seti kullanılmış olmasıdır. Sosyal medyada paylaşılan bir internet dilbilgisi testi aracılığıyla, araştırmacılar yaklaşık 700.000 cevap topladı. Bu cevapların üçte ikisini İngilizceyi ikinci dil olarak kullanan insanlardan gelen cevaplar oluşturdu. Bu durum, araştırmacılara öğrenme yaşı ve yeterlilik arasındaki ilişkiyi, bundan önce mümkün olandan daha ayrıntılı olarak anlamlandırmalarını sağladı.

Araştırmacılar, dilbilgisi testindeki doğru cevap sayısının -medya haberlerinin odaklandığı on yaştan çok uzakta olan- 17 yaşından sonra İngilizce öğrenmeye başlayan öğrenciler için bariz bir şekilde azaldığını tespit ettiler. Bu araştırma henüz yeni bir çalışma. Gelecekte bu tür araçlardan yararlanan ve daha önce elde ettiklerimizden çok daha fazla veri toplayan pek çok araştırmacı göreceğimiz tahmin edilmekte. Bu tür araştırmalar, dil öğrenimi için kritik bir dönemin var olup olmadığı konusundaki bilimsel tartışmayı kuşkusuz etkileyecek ve şekillendirecektir. Bu araştırmanın bulguları, on yaşından sonra akıcı bir şekilde yabancı dil öğrenmek ve konuşmak için çok geç kalındığı ifadesinin, bilimsel bir sonucun şimdiye kadar görülen en kötü yansıtılma biçimi olduğunu açığa çıkarmaktadır. Dilbilgisinin mikro özelliklerinin ikinci bir dilde nasıl ve neden öğrenildiğinin soruları, dilbilim kuramı için önemli anlamlara sahiptir fakat gerçek öğrenen için çok az bir öneme sahiptir. Her yaşta bir yabancı dili akıcı şekilde konuşan birisi olabilirsiniz hatta dilbilgisi ya da aksanın küçük kusurları ilgi çekici de olabilir. Yeni bir dil öğrenin, yeni bir enstrüman çalmayı deneyin veya yeni bir spora başlayın. Ya da bunlardan hiçbirini yapmayın. Ama ne yapmaya ya da yapmamaya karar verirseniz verin, yaşınız suçlamayın.

1 Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Avustralya Başbakanı ile yaptığı basın açıklaması sırasında İngilizce konuşurken yaptığı gaf ile ilgili. Bkz: https://www.youtube.com/watch?time_continue=7&v=EUb0tNuEQHU

* İngiltere’deki Essex Üniversitesi’nde görev yapan Dilbilimci Prof. Monika Schmid’in The Conversation’da yayınlanan makalesinin çevirisidir.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar