KASABLANKA

KASABLANKA

Gençliğinizde bir siyah-beyaz film seyrederken beyaz perdeden yansıyan zarif güzelliği belleğinizin bir köşesine nakşetmiş olabilir misiniz? Sonra bir kentin sokaklarında dolaşırken hiç o güzelliğe rastlama umudunuz oldu mu? Benim oldu. Humprey Bogart ile Grace Kelly’nin başrolü paylaştıkları “Casablanca” filminin unutulmaz güzeli Grace’i, öldüğünü bile bile Kasablanka’nın bir sokağından aniden karşıma çıkacakmış gibi gözlerim aradı. 1

Gençliğinizde bir siyah-beyaz film seyrederken beyaz perdeden yansıyan zarif güzelliği belleğinizin bir köşesine nakşetmiş olabilir misiniz? Sonra bir kentin sokaklarında dolaşırken hiç o güzelliğe rastlama umudunuz oldu mu? Benim oldu. Humprey Bogart ile Grace Kelly’nin başrolü paylaştıkları “Casablanca” filminin unutulmaz güzeli Grace’i, öldüğünü bile bile Kasablanka’nın bir sokağından aniden karşıma çıkacakmış gibi gözlerim aradı. 1

İkinci Dünya Savaşı’nın açık kenti “Casablanca”, tam da Atlas Okyanusu’nun kenarında. Önümde uçsuz bucaksız deniz… Bir anda kendilerini neyin beklediğini bilmeden denize açılan eski zaman denizcileri aklıma düşüyor. Kıyıdaki kayalıklardan ufku seyrediyorum. Dalgalar, her denizde gördüklerimizin benzeri.

Deniz üzerinde yapılan camiye cuma namazı sırasında ulaşıyorum. Cami avlusunda sessizlik hâkim. Sadece denizden esen rüzgârın hafif uğultusu… Cami birden boşalmaya başlıyor. Binler, akın akın camiden dışarı çıkıyor.

Ardından turistlerin uğrak yeri, Casablanca filminin en bilinen mekânı Rick Kafe’nin kopyasının önündeyim. O an, “Bir daha çal Sam!” demek geliyor içimden.

Çarşısını hiç yabancılamıyorum. Ülkemdeki herhangi bir kentin açık ya da kapalı çarşısından hiç farkı yok. Ufacık dükkânlar iç içe… Tüm mallar dükkânların önünden sokaklara taşmış. Seyyar satıcılar geçiş yollarını dahi kapatmışlar. Parlak renkli kıyafetleriyle Afrika’nın farklı ülkelerinden gelen yerel giysili kadınlar, bebeğini sırtına vurmuş kadınlar… Rengârenk!

Kaldığım otele dönünce koridordan geçerken birden şahlanmış bir müzik sesiyle irkiliyorum. Yerel bir düğün var. Misafirleri, yerel giysileriyle karşılayan müzisyenler, beni görünce, -ne de olsa ben de misafirim- müzikleriyle karşılıyorlar. Fotoğraf çekerken poz vermeyenler de var.

Akşam yemeğinde tavuklu Tajinle pekâlâ da iyi giden Fransız etkisindeki ihraç şaraplarından tadıyorum.

Sabah Fas’a bir kez daha gelmek hayaliyle dönüş yolundayım.

 

1. Casablanca, (Humprey Bogard,Ingrid Bergman, Paul Henreid).
Yönetmen : Michael Curtiz. Warner Bross, 1943.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar