AYRILIK KAYGISI

AYRILIK KAYGISI

Ayrılık kaygısı bozukluğu (AKB), kişinin ebeveyninden, evinden veya bağlandığı nesnelerden ayrı kaldığından yaşadığı aşırı korku, kaygı duyma veya ebeveynlerinden ayrı kaldığı süreçte onların başına kötü bir şey geleceğine dair büyük bir endişe hâlidir. Çocukluk dönemlerinde sık rastlanan kaygı bozukluklarından biridir. Çocukların büyük bir bölümünde belirtiler 5-12 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. Eğer çocuğunuz anneden ayrı kalmak

Ayrılık kaygısı bozukluğu (AKB), kişinin ebeveyninden, evinden veya bağlandığı nesnelerden ayrı kaldığından yaşadığı aşırı korku, kaygı duyma veya ebeveynlerinden ayrı kaldığı süreçte onların başına kötü bir şey geleceğine dair büyük bir endişe hâlidir. Çocukluk dönemlerinde sık rastlanan kaygı bozukluklarından biridir. Çocukların büyük bir bölümünde belirtiler 5-12 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. Eğer çocuğunuz anneden ayrı kalmak istemiyorsa, okula gitmeyi istemiyorsa, yalnız uyuyamıyor ve ayrılıklar ile ilgili kâbuslar görüyorsa, uyku problemi varsa, yaptığı etkinliklere konsantre olamıyorsa, yalnız kalmak istemiyorsa veya okula gideceği zaman karın ağrısı, kusma, kas krampları veya titreme, terleme gibi fiziksel belirtiler gösteriyorsa diğer yandan anneyi bir daha göremeyeceğini, annenin başına kötü bir şey geleceğini, kaybolacağını, kaçırılacağını düşünüyorsa ayrılık kaygısı yaşıyor olabilir. Bu gibi durumlara dikkat etmek oldukça önem taşımaktadır.

DSM V tanı ölçütlerine göre aşağıdakilerden en az üçünün olması gerekmekte ve şiddeti kişinin bağlandığı insanlardan ayrılmasıyla ilgili değişmektedir:
1-Evden ya da bağlandığı başlıca kişilerden ayrılacak gibi olduğunda ya da ayrıldığında hep aşırı tasalanma.
2-Bağlandığı başlıca kişileri yitireceği ya da bu kişilerin başına hastalık, yaralanma, yıkım, ölüm gibi kötü bir olay geleceğiyle ilgili olarak sürekli bir biçimde, aşırı tasalanma.
3- Bağlandığı başlıca kişilerden birinden ayrılmaya neden olacak, istenmedik bir olay (örn. kaybolma, kaçırılma, bir kaza geçirme, hastalanma) yaşayacağıyla ilgili olarak sürekli bir biçimde aşırı tasalanma.
4-Ayrılma korkusundan ötürü okula, işe ya da başka bir yere gitmek için dışarı çıkmayı, evden uzaklaşmayı hiç istememe ya da buna karşı koyma.
5-Evde ya da başka ortamlarda tek başına kalmaktan ya da bağlandığı başlıca kişilerle birlikte olmamaktan, sürekli bir biçimde, aşırı korku duyma ya da bu konuda isteksizlik gösterme.
6-Evinin dışında ya da bağlandığı başlıca kişilerden biri yanında olmadan uyuma konusunda isteksizlik gösterme ya da buna karşı koyma.
7-Yineleyici bir biçimde, ayrılma konusunu da içeren karabasanlar görme.
8-Bağlandığı başlıca kişilerden ayrıldığında ya da ayrılacak gibi olduğunda bedensel belirtilerle (örn. baş ağrıları, karın ağrıları, bulantı, kusma) ilgili yineleyen yakınmalarının olması. Bu korku, kaygı ya da kaçınma süreklilik gösterir; çocuklarda ve ergenlerde en az dört hafta, erişkinlerde altı ay ya da daha uzun sürer (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2014).  Ayrılık kaygısı bozukluğunun nedenlerinin başında bağlanma teorisinin geldiğini söyleyebiliriz. Çocuğa bakım veren kişi/anne ile aralarında güvensiz bağlanmanın, çocuğun ileride ayrılık kaygısı geliştirme riskini artırdığını söylemektedir. Peki, bağlanma, güvenli bağlanma, güvensiz bağlanma ne demek?

Bebeğin anne karnından itibaren 2 yaşına kadar olan süreçte anne ile kurduğu ilişkinin duygusal bağlılığıdır. Güvene dayalı bu ilişki çocuğun ileri hayatında duygusal düzenlemeleri sağlamasında ve ömür boyu çocukları psikolojik, sosyal, duygusal, bilişsel açıdan etkilediğini açıklayan bir teoridir. Güvenli bağlanmada çocuk, anneden ayrıldığında annenin tekrar geri geleceğini bilir ve anne olmadığında da yaptığı etkinliğe konsantre olabilir. Güvensiz bağlanmada, anne çocuktan ayrıldığında farklı davranışlarda bulunabilir. Çocuk anneden ayrıldığında bir tepki göstermez ve sorun yaşamaz. Anneleri tekrar ortama geldiğinde ise bir tepki göstermez. Diğer bir davranış şekli çocuk anneye sıkı sıkı sarılır ve ayrılmak istemez, anneye âdeta yapışır. Anne yanından ayrılırsa aşırı endişelenir. Anne tekrar ortama geldiğinde de sarılır ve ağlamaya başlar veya itekler, onunla olmayı kabul etmez.

Ayrılık kaygısı ile ilgili tedavilerde, aile odaklı terapiler, bilişsel davranışçı terapiler başarılı bulunmuştur. Çocukların ayrılık kaygısı yaşamaması için ailenin tutumu oldukça önemlidir. Aşırı korumacı ve kontrolcü aile tutumlarının, çocuğu güvensiz, bağımlı yapacağı ve bu çocukların ileride sorumluluk almaktan kaçınıp kaygılı kişilik geliştireceğinin bilinmesi oldukça önemlidir. Ebeveynler, çocuklarına belirli sınırlar içerisinde özgür bir oyun alanı bırakmalı, tutarlı davranışlarda bulunmalı, verdiği sözleri yerine getirmeli, yaşına uygun sorumluluk vermeli, koşulsuz sevgi vermeli ve çocuklarıyla duygusal bir ilişki kurmalıdır.

Amerikan Psikiyatri Birliği. (2014). Ruhsal bozuklukların tanısal ve sayımsal el kitabı. 5. Baskı.çev. Köroğlu E., Ankara: Hekimler YayınBirliği.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar