TERCİHLERİMİZ

TERCİHLERİMİZ

Hayatımızda sürekli olarak tercihlerle karşı karşıyayız. Sa bah erken kalkmak ya da geç kalkarak işe geç kalmak, siyahı seçip beyazdan vazgeçmek, kentli olup köyü bırakmak. Bir gün de 70 bin düşünce beyin kıvrımlarımız arasında dolanarak seçimlerimize dayanak sağlıyor. Üniversite tercihlerinde mühendisliği tıbba, öğretmenliği veterinerliğe tercih etmek. Anneni mi yoksa babanı mı çok seviyorsun diye sorulan

Hayatımızda sürekli olarak tercihlerle karşı karşıyayız. Sa bah erken kalkmak ya da geç kalkarak işe geç kalmak, siyahı seçip beyazdan vazgeçmek, kentli olup köyü bırakmak. Bir gün de 70 bin düşünce beyin kıvrımlarımız arasında dolanarak seçimlerimize dayanak sağlıyor.

Üniversite tercihlerinde mühendisliği tıbba, öğretmenliği veterinerliğe tercih etmek. Anneni mi yoksa babanı mı çok seviyorsun diye sorulan zor sorular karşısında belki arada kalabilmek zor da olsa anneyi seçebilmek. Yaşam bizi sürekli bir yol ayrımına getiriyor. Ya sağdan kısa ama zahmetli bir yol ya da soldan uzun ama konforlu olanı seçtiriyor.

Seçimleri yaparken önceliklerimiz belirleyici oluyor. Hayata bakış açımız ve değerlerimiz bizim yolumuzu da çiziyor. Yağmur yağdığında kimi cam kenarında oturup kahve içerken kimi dışarı da ıslanmanın keyfini çıkarıyor. Kimisi de nerden yakalandık bu yağmura diye ahlar vahlar içerisinde yürürken kendini ıslatan arabanın ardı sıra saydırıyor. Yağmur yağıyor bundan kaçış yok ya keyfini sürecek ya da kendini yiyip bitireceksin. Kimi kalmayı seçer kimi gitmeyi, kimi okumayı seçer kimi gezmeyi, niyet daha çok bilmek belki de. Tercih yapmanız gerekirse ulu bir çınar olup aynı yerde yüzlerce yıl yaşamak mı istersiniz?

Çıta olup saatte 70 km hızla ilerlemek ve en hızlı canlı olmak mı? Tavşan gibi hızlı koşmak mı yoksa kaplumbağa gibi usulca yürümek mi istersiniz?

Hayattaki varoluşumuzu anlamlı kılan bizi yaşamda tutan değer yargılarımız ve bu yaşamdan beklentilerimizdir. Dört mevsimdeki yazı, kışı, baharı, ayazı, kızgın güneşi, kuraklığı, selleri, rüzgarı ve kasırgayı aynı yerde karşılayarak ince gövdesini zorluklar ve bereketle harmanlayarak büyüten bir çınar olabilmek de pek ala mümkündür. Gölgesi altında canlıların serinlik bulduğu, yağmurun en şiddetlisinde sığınak olan uzun dallarıyla güven veren heybetli bir çınar ağacı… Yolcuların gelip geçtiği, serin gidip kumun kaldığı, hep aynı yerde dimdik duran bir çınar ağacı, yıllara hatta yüzyıllara meydan okuyan ulu çınara ağacı…

En hızlı olmak istiyorum çıta gibi ben de koşmak ve bir yerden bir yere ulaşmak. Sağıma soluma bakmadan sadece önüme bakmak, hedefe ilerlemek ve hep ileriye gitmek. Geride kalanları unutmak sürekli ilerlemek ve bu ilerleyişin hazzını sürmek istiyorum demek de bir tercihtir. Her tercihin sonuçları olacağını da bilmek ve katlanmak gerek. Hızlı olmak vücudumuzdaki nöro kimyasalların üretimini artırıyor bol adrenalinle hızlanıyoruz. Bir yolda hızlı ilerlemek etraftaki ağaçları börtü böcekleri net görmemize imkan vermez. Hızlıca ilerleyişte görüntüler ardı ardına gelir, odak hız olduğu için bungöremeyiş de çok önemsenmez belkide. Ne demiştik önceliklerimiz-değerlerimiz belirliyor tercihlerimizi ve biz de bu tercihleri yaşıyoruz. Yavaş şehirler terimini yıllar önce ilk duyduğumda çok sevecen gelmişti bana da. Yüksek lisansta kentlileşme konusunu çalışmış birisi olarak kentte yaşayanların kentli olabilmeleri ve o kenti hissedebilmelerini çok önemserim. İstanbul’da yaşamak mı yoksa İstanbul’u yaşamak mı bir tercihtir. Bu tercihten kendilerine en uygun olanını seçenler İstanbul’u tercihleri doğrultusunda yaşamaktadırlar.

Kaplumbağa deyince ne geliyor aklınıza? Kaplumbağa harflerinden oluşan bir kelime mi yoksa kaplumbağanın görsel hali mi? Belki bir yaz
tatilinde aracınızla son sürat ilerlerken ağaçların gölgelediği yolda son anda fark ettiğiniz o ağır ağır ilerleyen hayvanı yolun ortasından alıp yine toprağa kavuşturmak için duruşunuz geldi aklınıza. Belki de bahçenizde misafir ettiğiniz ve sabahları ellerinizle ot yedirdiğiniz o şirin canlı. O yavaşlığıyla ünlü bir canlı o kadar yavaş ki malumunuz ona benzeyen bir araba bile yapıldı ve adeta fenomen oldu tosbağalar. Yolda yavaş ilerlerseniz sizden hızlı gidenlerin ardı sıra bakabilir ve onları etkili bir şekilde gözlemleyebilirsiniz. Nasıl geldiler, nasıl gittiler, nasıl davrandılar varabilecekler mi?

Yolda aheste ilerlerseniz ağaçların dallarını, çiçeklerin kokusunu ve canlı renklerini hisseder ve an’ı yakalarsınız. An da kalabilmek ise küçük mutluluklarla dolu yolculuk ve huzur verir.

Bizi bu yaşamda tutan ve yönümüzü belirleyen değerlerimiz var. Yaptığımız her tercih belki basit görünebilir ki asla öyle değildir. Tercihlerimiz değerlerimizden beslenir. Sizler değer yargılarınızı biliyor ve onlarla barışık yaşıyorsanız yaşam size daha keyifli anlar getirecektir. Değerler odaklı yaşamak öncelikle hangi değer yargılarıyla bu dünyada var olduğumuzu belirlememizi ister. Keyif, heyecan, gezgin ruh, dostluk, merhamet, iletişim, takım ruhu, anlayış, hemen suçlamak, önyargı, tez canlılık, kibirli, egoist, bencil, alçakgönüllü, hayatı olduğu gibi kabul eden, memnuniyetsiz…

Yukarıda yazdıklarımızdan çok daha fazlası var ve isterseniz sizde bu cümlelerin devamına yazın bizim yazmadığımız ama içinizde olan değerlerinizi. Yüzleştiyseniz eğer yargılarınızla neyi neden seçtiğinizi daha iyi anlayabilirsiniz. Bu durum yaşamınızı daha keyifli sürmenizi de sağlayacaktırHangisi sizi anlatıyor?
Çınar Ağacı mı Çıta mı ?
Tavşan mı K a p l u m b a ğ a mı ?

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar