AHLAK GELİŞİMİ

AHLAK GELİŞİMİ

Heinz adında bir adamın karısı çok hastadır. Doktorlar başka bir doktorun bulduğu bir ilacı kullanması gerektiğini aksi takdirde öleceğini söyler. İlacın maliyeti 200 dolar olmasına rağmen doktor ilacı 2000 dolara satmaktadır. Heinz ilacı satın alabilmek için borç para aramaya başlar ancak yarısını 1000 doları bulabilir. İlacı satan doktora giderek, karısının ölmek üzere olduğunu, ilacın fiyatında

Heinz adında bir adamın karısı çok hastadır. Doktorlar başka bir doktorun bulduğu bir ilacı kullanması gerektiğini aksi takdirde öleceğini söyler. İlacın maliyeti 200 dolar olmasına rağmen doktor ilacı 2000 dolara satmaktadır. Heinz ilacı satın alabilmek için borç para aramaya başlar ancak yarısını 1000 doları bulabilir. İlacı satan doktora giderek, karısının ölmek üzere olduğunu, ilacın fiyatında indirim yapmasını veya kalan parayı daha sonra ödemeyi önerir. Doktor öneriyi geri çevirir. Heinz çaresizliğe kapılır ve doktorun muayenehanesine giderek ilacı çalar. Bu hikayeye siz nasıl cevap verirdiniz? Kohlberg verilen cevapların gelişimle birlikte daha karmaşık hale geldiğini söylemektedir. Yani ahlak gelişimi yaşa bağlı olarak değişmekte ve gelişmektedir. Herkes çocuklarının ahlaklı, vicdanlı bireyler olmasını ister ve bu yönde eğitim verir. Buradaki önemli husus çocuklarımızın yaş dönemine bağlı olarak ilettiğimiz mesajın içeriği ve onun algılayabildiği kadarını öğretmektedir.

9 yaşına kadar olan çocuklar Heinz’in hikayesine, ilacı çalmaması gerektiğini çalarsa hapse girebileceğini veya Heinz’in çalmakta haklı olduğunu çünkü ilacı kullanmayıp eşi ölürse başkalarının ona çok kızacağını söyleyebilir. Yani bu yaş dönemindeki çocuklar sonuç odaklı düşünmektedirler. Başka bir örnek; 10 bardağı yanlışlıkla kıran biri mi yoksa bilerek 1 bardağı kıran biri mi daha suçludur? diye sorsak ilk kişinin daha suçlu olduğunu söyler. Çünkü bu dönemdeki çocuklar sonucun büyüklüğüyle ilgilenir ve niyet aramazlar. İlkokul dönemlerindeki çocuklar sürekli ‘’Ali saçımı çekti’’ veya ‘’Ayşe benim sırama oturmuş öğretmenim’’ gibi şikayetlerde bulunurlar. Çünkü bu yaş dönemindeki çocuklar otoritenin kurduğu kuralların dışına çıkmaz kuralları sorgulamaz ve herkesin uymasını ister.

9 ile 15 yaş arasındaki kişi ise Heinz’in ilacı çalmaması gerektiğini çünkü yasalara aykırı olduğunu söyleyebilir. Başka biri ise Heinz’in çalmakta haklı olduğunu çünkü iyi bir eşten beklenen bu olduğunu söyleyebilir. Bu yaş dönemindeki kişiler için sonuçtan ziyade niyet değerlendirilir. Kuralların doğruluğusorgulanmaz, davranışın başkaları tarafından nasıl yargılanacağına odaklanılır. Çünkü böyle yaparak başkalarının kabulünü kazanır. Gruba ya da topluma katkıda bulunmak, düzenin işleyişini devam ettirmek bu yaş döneminde önemlidir. Bir nevi vicdan aşaması da diyebiliriz.

20 yaşlarda kazanılabilecek ahlaki düzeyde ise Heinz’in ilacı çalmaması gerektiğini, çünkü bu davranışların toplum içerisinde bireyin geçimini sürdürme özgürlüğünü ihlal edebileceğini söyleyebilir. Başka biri ise Heinz’in ilacı çalmakta haklı olduğunu, çünkü insan hayatını korumanın kişilerin özgürlüğünü korumaktan daha önemli olduğu söyleyebilir. Bu dönemdeki bireylerin düşünceleri önceki dönemlere göre daha soyut ilkelere dayanmaktadır. Evrensel ahlak yasalarına göre hareket etmeye çalışırlar. Kurallar özeldir, ahlaki prensipler geneldir. En önemli ahlaki prensipler ise, adalet, eşitlik ve başkalarının haklarını korumaktır.

Bu prensipler herhangi bir yasadan daha önemlidir. İnsanların pek azı bu ahlaki yargıya ulaşabilmektedir. Bilge kişilerin, önemli filozofların, büyük din adamlarının bu seviyede düşünebildikleri bildirilmektedir. Bazen ahlaklı düşünmek ile davranmak arasında tutarsızlık olabiliyor. Örneğin hızlı gitmenin kazaya yol açabileceğini, başkalarına zarar verilebileceğini bilen birey hız kurallarına uyacaktır ancak bir yere yetişmek zorunda olduğumuz bir durum karşısında kendinizi hız kurallarına uymanın önemi ile ilgili ahlaki inancınızı sorgularken bulmuş olabilirsiniz. Ve inancınızla tutarsız davranabilirsiniz. Bazen de kişisel tercihlerimiz (örn; madde kullanmak ahlaki bir sorun olarak değil bireysel bir konu olarak görüldüğünde) ahlak gelişimini geriletiyor. Bu durum ergenlik döneminde daha sık gözlenmektedir. Çünkü gelişim dönemi özelliği olarak risk alma davranışlarının sonucunda oluşabilecek sorunlar hakkında öngörüleri gelişmemiştir.

Risk alma davranışlarını ahlaklı olup olmamasıyla değil kişisel tercih olarak görmektedirler. Bu yüzden bu dönemde ebeveynler oldukça dikkatli olmaları gerekmektedir. Anne babaların çocuklarının aile tartışmalarına katılmalarına izin vermesi, tartışmadaki çatışma düzeyinin ne çok yüksek ne de çok düşük olduğu aile ortamları çocuklarının ahlaki gelişimine katkı sağlamaktadır. Çocuklarımıza davranışların içeriği, mantığı hakkında bilgilendirme yapmak oldukça önemlidir.

Dolaylı öğrenme bireylerde etkili bir yere sahiptir, aynı şekilde rol model olmak, olaylar karşısında empati yaptırılması, toplum içerisinde nasıl davranılması gerektiğini konuşmak, tartışmak onların ahlaki gelişimlerine katkı sağlaması açısından yardımcı olacaktır. Örnek olayla yazımı sonlandıracağım. Top oynarken camı kıran çocuğunuza kızarak, ceza vererek doğruyu öğretmeye çalışmak şu mesajı verir; ben otoriteyim. Ben olduğumda böyle bir davranış sergilememelisin; fakat ben yokken bir sorun oluşmaz. Sonuç ise doğru davranış kazandırılamadı ve iç hesaplaşma yapılamadı. Oysa, camı kırılan kişinin akşam üşüyebileceğini, maddi olarak o kişinin zor durumda kaldığı gibi karşı taraf ile empati kurdurulmaya çalışılması, baskının olmaması, sorunun iş birliği halinde çözülmesinin sağlanması çocuğunuzun vicdanının sesini dinlemesine yardımcı olacaktır.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar