DEĞERLERİMİZ ve ÇOCUKLARIMIZ

DEĞERLERİMİZ ve ÇOCUKLARIMIZ

Bir hayali olmalı çocuğun. Hayallerinin peşinden koşmalı çocuk, o hayal onun hedefi olmalı, yarınlarda var olma savaşının varış noktası… Yazmaya başladığınızda kâğıdınızın üzerine kar taneleri gibi sözcükler yağmalı yaşama dair. Yazdıklarınızla çoğalmalı umut sözcükleri. Her şeyin başı eğitim diyoruz içinizden, cahilce davranışların yaşattığı mutsuzlukları gördükçe. Işık kırıkları umut kırıntıları gibi yansıyor kâğıdınıza, duvarda sarı ve

Bir hayali olmalı çocuğun. Hayallerinin peşinden koşmalı çocuk, o hayal onun hedefi olmalı, yarınlarda var olma savaşının varış noktası… Yazmaya başladığınızda kâğıdınızın üzerine kar taneleri gibi sözcükler yağmalı yaşama dair. Yazdıklarınızla çoğalmalı umut sözcükleri. Her şeyin başı eğitim diyoruz içinizden, cahilce davranışların yaşattığı mutsuzlukları gördükçe. Işık kırıkları umut kırıntıları gibi yansıyor kâğıdınıza, duvarda sarı ve kirli bir ışık huzmesi sizinle geceyi paylaşıyor. Kâğıda yazdığınız her sözcük, karanlığın aydınlanmasına cılız bir katkı. Her şeyi duyumsadığınız gecenin serinliğini hissettiğiniz bir an. Aklınızdan çıkmayan sözcükler ve doğduğumuz yerler.

Her nerede doğarsanız doğun, eğitimle biçimleniyorsunuz. Eğitim, sizleri özgürleştiriyor, kendinizi gerçekleştirecek sihirli gücü veriyor. Yaşama tutunmanız doğduğunuz ailenin olanakları ölçüsünde güçleniyor. Toprağınız, güneşiniz, suyunuz, havanız ve size gösterilen ilgi ölçüsünde gelişiyorsunuz. Birey doğduğu yerin kültürüyle yoğrulur, ayakları üzerinde durmaya başlar. Doğduğu yerin meydanlarını, sokaklarını, tarlasını, bağını, yollarını tanımalı; doğduğu yerin insan yaşamının tanığı olmalı çocuk. Öğrenmelidir yaşadıklarından çoğu şeyi. Doğduğu yerin taşına, toprağına, çamuruna, suyuna dokunmalı; sokak oyunlarını oynamalı, koşmalı, terlemeli, düşmeli, ufak yaralanmalarla acıyı tatmalı, hüznü bilmeli, acılarla olgunlaşmalı, bütünleşmeli yaşadığı yerle.

Çocukluğunun geçtiği sokağın titreyen lambaları, yaşlıların bastonlarıyla yürüyüşleri ve tatlı sohbetleri bireyi birey yapan yaşamsal değerlerdir. Canlı tarihlerin içerisindeki yaşam öyküleridir bunlar. Geceye serpilen her bir yıldızın öyküsünü dinlemeli doyasıya. Yetişkinler, doğup büyüdüğü yerler ile yaşadıkları yerler arasında gönül köprüleri kurarak çocuklarımıza bu değerleri aktarmalı. Aksi durumlarda bizlerin sevgi kaynağı büyüklerimizle çocuklarımızın yabancılaşması sonucunu doğurur ki bu durum kendimize, değerlerimize yabacılaşmamızın, mutsuzluğumuzun en hüzünlü öyküsü olur.

Doğduğumuz, büyüdüğümüz yerlerden aldığız eğitim bizleri bir noktaya taşımıştır. Nasıl unuturuz, siyah önlükler içerisinde tek sınıflı; bahçesi alabildiğine geniş, sobalı okulumuzu… Körebe, saklambaç, çelik, çomak, çizgi oyunları oynadığımız; dostluk, arkadaşlık, dayanışma, yardımlaşma, liderlik, oyun kuruculuğu, rekabet ve başarı… Bilgisayarın başında birer oyun kurdu değil, sokaklarda hayatı tanıma… Ve eğitim kazanımları…

İstediğin hayali kurmakta özgürsün.
Öğretmen her gün velileriyle görüşür, ‘Senin çocuk çok zeki, aman bir şeyler yap, Mehmet Ağa okusun’, ‘Hacı Âlinin kızı zehir, yatılı sınavlara hazırlamayı düşünüyorum Mehmet Ağa ‘vb. diyaloglar şehirleşmeye başlamadan önce köydeki eğitim örnekleri Öğretmen, başarılı çocuk ve gelebileceği yerler ve köylünün kurtuluşu, işte eğitim.

Eğitim, mutluluğu da getiriyor mu? Yaşam tarzını da değiştiriyor mu? Vb. sorular sorulabilir. Eğitim, kariyerinizin zirvesine taşımalıdır çocuğu. Umudu ve mutluluğu diri tutmanın yolu olmalıdır. Geçmişi unutmadan gözünü yıldızlara dikerek olmalıdır eğitim. Sevgi tanelerini gelişi güzel savurmamaktır. Gitarı sırtında sisler bulvarına doğru giden çocuğumuz geçmişiyle de barışıksa o kentin, sokakları, bulutu, güneşi, denizi ona gülümseyecektir. Bilgi toplumu, bilgiye erişimi ve paylaşımı barışçıl ve mutlu bir dünyanın yapılanmasında değerleri harç olarak kullanabilirse yaşanabilir bir dünya katkı olacaktır.

Çocuklarlarımızla birlikte doğup büyüdüğümüz topraklardan başlayalım yolculuğumuza, öykülerimizi, değerlerimizi paylaşalım. Vardığımız yerde kin, öfke, huzursuzluk olmasın. Umut, paylaşım ve mutluluk olsun. Eğitimin de amacı: üretmek, sevmek, mutlu olmak değil mi?

Ömer ÖCAL
Ömer ÖCAL
ADMINISTRATOR
Profil

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar