HAYALLERİMİZİ GELİŞTİRELİM!

HAYALLERİMİZİ GELİŞTİRELİM!

“Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.” der Ludwig Wittgenstein. Duygu ve düşüncelerimizi karşı tarafa aktarmanın en iyi yolu olan dilimizi tüm incelikleri ile kavrayıp kullanmak, dünyanın önümüze açmaya devam edeceği manzaralarımızı çeşitlendirir. Dil; okuma, konuşma, yazma, dinleme ve anlama yeteneklerini tam olarak kullanabilen bireyler sayesinde ilerler. Milletler de düşünebilen, muhakeme edebilen, mantıksal ilişkiler kurabilen, tepki ve çıkarımlarda

“Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.” der Ludwig Wittgenstein. Duygu ve düşüncelerimizi karşı tarafa aktarmanın en iyi yolu olan dilimizi tüm incelikleri ile kavrayıp kullanmak, dünyanın önümüze açmaya devam edeceği manzaralarımızı çeşitlendirir. Dil; okuma, konuşma, yazma, dinleme ve anlama yeteneklerini tam olarak kullanabilen bireyler sayesinde ilerler. Milletler de düşünebilen, muhakeme edebilen, mantıksal ilişkiler kurabilen, tepki ve çıkarımlarda bulunabilen bireyler sayesinde olgunlaşır. İşte bu bağlamda gelişmiş milletler seviyesine çıkabilmek için dil yeteneğimizi geliştirmeliyiz. Yalnız unutulmaması gereken bir konu da dilimizi geliştirelim derken çocuklarımızda var olan yetileri kaybettirmemektir.

Çocuklar muazzam bir hayal gücüne sahiptir. Hayallerini sınırlamadığımız zaman yarattıkları sanal dünya biz büyüklere bile ilham kaynağı olabilir. Küçük yaştan itibaren sorgulayan, anlamlandırmaya çalışan, mantıksal tepkiler vermeye odaklanan çocuklarımız nasıl oluyor da belli yaşlara geldiklerinde sorgulamadan kabul eden, mantıksal çıkarımlar yapmak yerine standartlarla yetinen bireyler hâline gelebiliyor?

Çocuklarımız büyüdükçe bazı yetilerini mi kaybediyor? Yoksa biz onları eğitelim derken içlerindeki hayal kurma potansiyellerini mi köreltiyoruz? Çocuklarımızın dilediğince hayal kurmalarına ve bu hayallerini yine dilediğince somutlaştırmaya ihtiyaçları var. Bırakalım biraz da onlar anlatsın, hayallerini kurgulayıp, şekillendirip istediği kalıba onlar döksün. Biz onlara dillerini nasıl kullanacaklarını öğretelim. Onlar da artık saklambaç, körebe değil yeni yeni oyunlar kurgulayıp yazıp oynasınlar. Biz artık Kırmızı Başlıklı Kız’ı, Parmak Kız’ı okumayalım, biraz da çocuklarımızın masallarını okuyup dinleyelim. Biz artık çocuklara canlandırmaları için Güneş ile Ay’ın hikâyesini anlatmayalım, onlar kendi yazdıkları hikâyeleri senaryoya döküp oynasınlar. Hayal gücü onların, biz artık onların hayallerine dokunmayalım. Bırakalım, onlar hayalleriyle bizim dünyamıza dokunsunlar.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar