SOSYAL MEDYA VE MAHREMiYET NASIL OLMALI?

SOSYAL MEDYA VE MAHREMiYET NASIL OLMALI?

Son yıllarda en çok duyduğumuz kelimelerin başında gelen “sosyal medya” kavramı interaktif iletişim araçları ile oluşturulan sosyal etkileşim ve paylaşım ortamlarını ifade etmektedir. Sosyal medya kullanıcılarının en çok internet bağlantısı kurdukları araçların başında akıllı cep telefonları, tabletler ve bilgisayarlar gelmektedir. Gerek öğrenciler gerekse yetişkinler arasında son derece yoğun bir biçimde kullanılan sosyal medya, sanal dünya

Son yıllarda en çok duyduğumuz kelimelerin başında gelen “sosyal medya” kavramı interaktif iletişim araçları ile oluşturulan sosyal etkileşim ve paylaşım ortamlarını ifade etmektedir. Sosyal medya kullanıcılarının en çok internet bağlantısı kurdukları araçların başında akıllı cep telefonları, tabletler ve bilgisayarlar gelmektedir. Gerek öğrenciler gerekse yetişkinler arasında son derece yoğun bir biçimde kullanılan sosyal medya, sanal dünya olarak adlandırılan internet dünyasının en popüler iletişim aracıdır. Sosyal medya ya da sanal dünya, adı sanal ama sonuçları itibarı ile gerçek dünya yaşamını etkileyen araçlardır. Mesela internet üzerinden alışveriş yapıyorsunuz, yaptığınız alışveriş size ulaştırılıyor, para harcıyorsunuz, harcadığınız para banka hesabınızdan düşüyor ya da farkında olmadan suça karışıyorsunuz, sonrasında polisler evinize geliyor ya da mağdur oluyorsunuz. Sosyal medya üzerinden yaşanan en büyük mağduriyetler bilerek ya da bilmeyerek “mahremiyet” kavramının göz ardı edilmesinden kaynaklanıyor.

Mahremiyet; sır olarak saklanması gereken kişisel sınırlarımız ya da herkes tarafından bilinmesi ve görülmesi, duyulması, anlaşılması istenmeyen şeyler olarak açıklanabilir. Mahremiyet denildiğinde bedensel (fiziksel) mahremiyet, dil (konuşma) mahremiyeti, yaşam mahremiyeti ve düşünce mahremiyeti olmak üzere dört farklı grupta değerlendirebiliriz.

Bedensel (fiziksel) mahremiyet: Başkalarından sakındığımız, onların görmesini istemediğimiz, yaşanılan çevre ve kültüre göre değişiklik gösterebilen, bedenin korunması, gizliliğidir. Gerçek yaşantımızda beden mahremiyeti ne kadar değerli ve hassas bir konu ise sosyal medyada da bu mahremiyet alanı son derece önemlidir. Günlük yaşantımızda sokağa çıkarken nasıl beden mahremiyetimize özen gösteriyorsak sosyal medya üzerinde de aynı hassasiyetin gösterilmesi son derece önemlidir.

Dil (konuşma) mahremiyeti: Sosyal medya da en çok ihlal edilen mahremiyet türlerinin başında maalesef dil mahremiyeti gelmektedir. Özellikle argo ve küfürlü konuşmalar, cinsellik, şiddet ve hakaret içerikli söz ve yorumlar bu konuda en çok karşılaşılan ve önemli hukuki sorunlar yaşanılmasına neden olan konulardır. Oysaki gerçek yaşantımızda yapmadığımız, söylemediğimiz, kullanmadığımız kelimeleri ve konuşma dilinin sosyal medya üzerinden de kullanılmaması gerekir. Yanlış aynı yanlış, suç aynı suçtur.

Yaşam mahremiyeti: Evimizin kapısını sürekli açık bırakmıyorsak evimizde içerisi görünmesin diye sürekli perde kullanıyorsak sosyal medyada da perde kullanılması mahremiyetin gereklerinden birisidir. Çünkü herkesin kendine ait, özel bir yaşantısı vardır. Doğal olarak da herkesin yaşantısı farklılık gösterir. Bu farklılığı herkese göstermek, herkesle paylaşmak yaşam mahremiyetine zarar verir.

Düşünce mahremiyeti: İnsan doğası ve fıtratı gereği düşünen bir varlıktır. Her insanın kendine özgü düşünce sistemi, hayata bakış açısı, siyasi, dinî, ideolojik bir kimliği vardır. Herkesin aynı düşünceyi paylaşması hayatın doğal akışına aykırıdır. Tabii ki farklı düşünceler olacaktır ve olmalıdır. Bu çok doğaldır. Doğal olmayan, kendi düşüncelerinizi dayatmaya çalışmak, baskı yapmak ve kendi düşüncenizden farklı düşünen insanlara saygısızca ve çok kaba bir biçimde karşılık vermektir. Herkesin her ortamda her düşüncesini açıklama gibi durum da genel olarak hoş görülmemektedir. Bir kişi ile ilgili olumsuz düşüncelerinizin, görüşlerinizin sosyal medya üzerinden paylaşılması hem karşıdaki kişiyi incitecek hem de hukuki olarak bazı yaptırımlara maruz kalınmasına neden olacaktır. Bu nedenle gerçek yaşamda nasıl ki her düşüncenizi herkesle paylaşmamaya özen gösteriyorsunuz,

Özellikle günümüzde duygusal zekâ alanı, akademik zekânın da önüne geçmektedir. Sosyal medya üzerinden de düşünce mahremiyetine özen göstermelisiniz. Sosyal medya mahremiyet konusunun öneminin anlaşılması için aşağıdaki soruları cevaplamanız çok daha anlamlı olacaktır:
• Evinizin kapısını sonuna kadar açık bırakır mısınız?
• Özel bir fotoğrafınızı halka açık, herkesin görebileceği bir yere asar mısınız?
• Herkesin özel eşyalarınızı incelemesine izin verir misiniz?
• Bir yabancının kişisel fotoğraflarınızı almasına izin verir misiniz?
• Sizin ya da ailenizden birisinin vesikalık fotoğrafını tanımadığınız birinin cüzdanında görseniz ne hissedersiniz?
• Birisinin sizinle ilgili olumsuz bir düşüncesini bir kâğıda yazarak oturduğunuz evin giriş kapısına yapıştırdığını görseniz ne yaparsınız?

Sosyal medya bu kadar kötü, bu kadar zararlı mı? Hiç ilgilenmeyelim mi? Hayır, tabi ki sosyal medya tamamen zararlı değil, hatalı kullanım ve mahremiyetin göz ardı edilmesi zarar verir. İnternet, sosyal medya çok önemli bir güçtür ama kontrol edilmeli. Çünkü kontrolsüz güç, güç olmaktan çıkar. Tıpkı ateş gibidir. Siz ateşi ısınmak, yemek pişirmek, aydınlanmak gibi çok faydalı olarak da kullanabileceğiniz gibi kontrol edemezsiniz ve dikkatli olmazsanız, gerekli tedbirleri alamazsanız kendinizi ve çevrenizi yakma olasılığı da çok fazladır. Sonuç olarak sosyal medya, mahremiyete özen gösterilerek ve bilinçli bir biçimde kullanılırsa zararlı değil hatta birçok alanda da oldukça faydalıdır. Mesela eski arkadaşlarınıza ulaşabilir, iletişimde zaman ve mekân engellerini ortadan kaldırabilirsiniz. Yaşam tarzınıza ve hayat felsefenize göre gruplar kurabilir, ortak paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Kurum, ürün, marka tanıtımı yaparak ticari anlamda başarı kazanabilirisiniz. Özel ilgi ve yeteneğiniz varsa geliştirebilir, çok kısa bir zamanda daha fazla insana ulaşma fırsatını yakalayabilirisiniz. Sosyal sorumluluk projeleri ve acil ihtiyaç durumlarında çok büyük bir kitleye hızla ulaşabilirsiniz. Sosyal medyayı bilinçsizce kullanmak, mahremiyet alanlarına dikkat etmemek sonucunda da gerek iş hayatınız gerekse özel hayatınız da ciddi sorunlara yol açabilir. Mesela dolandırıcılık, iftira, dedikodu, maddi tazminat, zararlı yazılımların bilgisayarınıza yüklenmesi, kişisel bilgi ve belgelerinizin, görüntülerinizin başkasının eline geçmesi sonucu şantaj ve tehdide maruz kalınması, dilin yozlaştırılması, yasa dışı örgütlerin tuzağına düşülmesi gibi istenmeyen ve sonucunda büyük sorunlar yaşanmasına neden olan durumlar yaşanabilir.

Güvenli bir sosyal medya kullanımı için şunlara dikkat etmeliyiz:
• Özel bilgilerinizi kesinlikle paylaşmayın, çocukları da bu konuda mutlaka uyarın. (Telefon, e-mail, adres, okul, kimlik ve banka bilgileri…)
• Dolandırıcılık, tehdit ve şantaj durumlarında mutlaka yetkili kurumlardan destek isteyin.
• Duyduğunuz her habere inanarak yorum yapmayın. Farklı ve güvenilir haber sitelerinden haberin doğruluğunu araştırın.
• Profilinizi güvenli hâle getirin.
• Görünürlüğünüzü sınırlayın.
• Kabul edeceğiniz uygulamalara dikkat edin.
• Özel ve genel durumu birbirine karıştırmayın.
• Bedensel (fiziksel) mahremiyete, dil (konuşma) mahremiyetine, yaşam mahremiyetine ve düşünce mahremiyetine özen gösterin.
• Bir haber, görüntü, yorum paylaşmadan önce “beş parmak” kuralını uygulayın. Paylaşmadan önce 5 defa düşünün.
1. Yasal mı? Paylaşımınız yasal olarak uygun bir içerik mi? Hukuki bir sorun yaşatır mı?
2. Güvenli mi? Paylaşımınız sonucunda siz ya da başka birileri zarar görür mü?
3. Gerekli mi? Paylaşmazsanız insanlar çok şey mi kaçırmış olur, yoksa hiçbir anlamlı değişikliğe yol açmayacak bir içerik mi?
4. Başkalarını incitir mi? Paylaşımınız sizin için çok komik, ilginç olabilir ama bunun sonucunda paylaştığınız içerikteki bir ifade ya da görüntü başka birilerinin incinmesine, kendini kötü hissetmesine hatta rezil olmasına neden olabilir mi?
5. Yararlı mı? Paylaşımınız size ve diğer insanlara olumlu bir değer ya da anlam katacak mı?

Sosyal medya üzerinde kaç arkadasınız var ya da kaç takipçiniz var?
En çok dikkat edilmesi gereken nokta, sosyal medyayı amaç olmaktan ziyade araç olarak kullanmaya özen göstermektir. Sosyal medyayı kullanırken sosyal medyada olmanın hangi ihtiyacınızı karşıladığına dikkat edin. Sürekli beğenilme ihtiyacı, bir süre sonra Narsisizm boyutuna taşınabilir. Narsisizmde görünüşte olumlu olan duygulardan çok kendini herkesten farklı görme, herkesten üstün hissetme, büyüklenme vardır. Narsistik kişilik özelliği, az ya da çok beğenilme ve önemsenme isteğini bireyin zihnine yerleştirir. Bu da sosyal medyada görme ve görülme isteğini artırır. Sürekli sosyal medyada bulunmak, herkesi takip etmek, yorum yapmak durumunda olmak zamanla ciddi problemler yaşanmasına neden olacaktır.

Çünkü her insanın bir zaman ve beden kapasitesi vardır. Sürekli sosyal medyayı takip etmek isterken size göre sosyal bir yaşam içinde olduğunuzu düşünürken aslında çok güzel bir yaşam avuçlarımızdan kayıp gidiyor. Son zamanlarda dost, arkadaş sohbet masalarında bile ellerinden telefon düşmeyen, yemek masasında yemeği yemekten çok görüntüsünü paylaşmaya öncelik veren, çocuğu ile oynamak yerine videosunu çekmeyi ve sosyal medyada paylaşmayı ilgili ebeveynlik zanneden kısacası gönlünü doyurmak yerine gözünü doyurmaya çalışan insan sayısında ciddi bir artış yaşandığı bir gerçekliktir.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar