ANNE BABA OLMAK BÖYLE BİR ŞEY

ANNE BABA OLMAK BÖYLE BİR ŞEY

Çocuğumu yüzme kursuna kaydettirdim. Kursun verildiği olimpik yüzme tesislerine gittik. Çocuğu coşkulu, mutlu olarak kıyafetlerini giydi. Kurs öğretmeni, çocuklarla kısa bir tanışma programı sonrasında gün içinde yapılacak programı paylaştı. Eğitim başladı. Çocuğum hiç oralı olmadı ve “Gidelim baba buradan, ben yüzmek istemiyorum.” diye tutturdu. Oysa benim ne büyük hayallerim vardı. Çocuğumun Dünya Yüzme Şampiyonası’na katılmasını,

Çocuğumu yüzme kursuna kaydettirdim. Kursun verildiği olimpik yüzme tesislerine gittik. Çocuğu coşkulu, mutlu olarak kıyafetlerini giydi. Kurs öğretmeni, çocuklarla kısa bir tanışma programı sonrasında gün içinde yapılacak programı paylaştı. Eğitim başladı. Çocuğum hiç oralı olmadı ve “Gidelim baba buradan, ben yüzmek istemiyorum.” diye tutturdu. Oysa benim ne büyük hayallerim vardı. Çocuğumun Dünya Yüzme Şampiyonası’na katılmasını, memleketimi en iyi derece ile temsil etmesini, bayrağımızın nazlı nazlı dalgalanmasını düşlüyordum. Benim baba olarak hayallerimdi bunlar. Oğlumun hayallerimden haberi yoktu. Onun hayallerini bilmiyordum. Gelişim ihtiyacını da duygusunu da bu iş için harcayacağı potansiyel emeği de… Empati kurmamıştım. Her zaman olduğu gibi kontrol bendeydi, onun için güvenli ortam oluşturduğumu, sevgimi verdiğimi düşünmüştüm. Çocuğuma seçenek sunmamıştım. Her zaman olduğu gibi bu konuda da benim onunla ilgili projelerimden sadece biriydi bu… Neden yüzmek istemediğinin arkasında yatan nedenleri öğrenmek istememiştim. Diğer projelerimde olduğu gibi… İşte, çıkıyorduk salondan, işin kolayını seçmiştik, düşlerimizi olduğu gibi bırakmıştık. Ama sadece ben bırakmıştım. Çocuğum doğrusunu yapıyor, mesajlar veriyordu…

Onu birey olarak kabul edip, kararlarına saygı duyup, hayatta seçenek sunmayı ben model olarak öğretmeliydim. Tek teselli aldığım geri bildirimler beni istenilen düzeyde ebeveyn olmaya götürecekti. Çocuğumu, en iyi anaokuluna verdim. Babalık görevimi yapıyordum, kendimi ilgili görüyordum, yapılması gerekenleri yapıyordum. Bana babamın sağlamadığı olanakları sağlıyordum Ona. Mutluydum. Geçmişimden çocuğuma hiç bahsetmedim. Olumlu davranışların modeliydim. Akşamları evde çocuğumu mutsuz görüyordum. Durumu ile ilgili açıklama yapmazdı, geçirdiği günü paylaşmazdı, bende kalsın der gibiydi. Bizleri üzdüğünün farkında olup olmadığını bilmiyorduk. Endişelerimiz vardı onun adına. Bir şeyleri atlıyordum. Sorunun nedenine inemiyordum, çözümlerim yüzeysel ve günü kurtarmaya yönelikti. Okulda gününün nasıl geçtiğini, ödevlerini yapıp yapmadığını soruyordum. Bugün yıldız aldın mı, diyordum. Sorularımı bazen cevaplardı. Çoğu zaman “Yeter artık, sıkılıyorum bu sorulardan.” der gibiydi… Yanlış yapıyordum. Ama nerelerde?.. Çocuk eğitimi, anne baba okuluna, aile eğitim program ve seminerlerin katılıyor, ilgili yayınları takip ediyordum. Ama yetmiyordu. Bir şeyler eksik gidiyor; okul, kurs ve programları öylesine yapılmış aktiviteler gibi görüyordum. Hatalarım neler olduğunu eşimle de zaman zaman paylaşıyordum, o da benim yaşadıklarımı yaşıyordu. Çocuğumla birlikte oyun oynamadım. Onun için vakit ayırmadım. Hep yoğundum. İşlerim bir türlü bitmedi. Ama çocuğum üniversiteyi bitirdi. Dönüp geriye baktığımda keşkeklerimin ne kadar çok olduğunu gördüm. Onun oyunları benim işim kadar önemliydi. Eşim, “Çocuk büyütmek ne kadar zor şeymiş; annem, babam bizleri nasıl büyütmüş?” diye sorardı, “Bizler ne kadar mutluyuz.” diyordu. Bizler öyleysek çocuğumuz da öyle olmalı, diye içimden geçiriyordum. Paylaşmadığımız çok şeyin var olduğunu biliyordum. Benim ve eşimin hayalleri farklıydı. Çocuğumun hayalleri… O zaman aile ilişki durumumuzu gözden geçirmeliyiz, diye düşünüyordum.

Çocuğum, istediği zaman kendini ifade ediyordu. Bize düşen, çocuğumuzun kendini ifade etmesine ortam hazırlamaktı. Anne baba olmak sağlıklı ilişkiden geçiyor, diye özetlediğim olmuyor değildi. Bizim çocukluğumuz Anadolu’nun bir köyünde geçmişti, o döneme ait oyunlar, tek sınıflı okulumuz ve birlikte bir şeyler yapmanın mutluluğu… Öğretmenimizden çok korkardım. Matematik derslerinde elimize cetvelle vurulduğunu, tırnak uçlarımızın sızladığını dün gibi hatırlıyorum. Öğretmenin öfke selinin önünde incinirdim, küçülürdüm. Bu duruma tanıklık eden arkadaşlarım, zafer kazanmış gibi mutlu olurlardı. Mutluluğun ders başarısı olduğu bir süreçti. Anne babamız, “Öğretmenin vurduğu yerde gül biter.” deyip kısaca geçiştiriyordu. Büyüyorduk, gelişiyorduk, olgunlaşıyorduk, travma ve örselenme vardı içinde… Her şeye rağmen mutlu olduğumuz, keyiflice paylaştığımız anlar vardı… Her şeye rağmen işin öğretmen, anne baba kısmını saymasak sokaklar ve oynanmamış oyunlar bizimdi, çok keyifliydik, mutluyduk. Birbirimizle dayanışma içerisindeydik, doyasıya sevgi yaşardık, mutluluğu bölüp paylaşırdık çocuk sayısı kadar. Paylaşıyor, oyun arkadaşlarımızı tanıyor, oyundaki görevleri yapabilirliklerine göre veriyorduk. Her oyuncu, sorumluluğunu gelişim ihtiyacını karşılayarak yerine getiriyorduk.

“Çocuklarımız bizlerin yaşadıklarını yaşamasın.” diyor, hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyor. Çocuklarımız sanki mutsuz. İnternetsiz yapamıyorlar. Çocuklarımız doğal süreçlerde gideremedikleri öğrenme ve gelişim ihtiyaçlarını internet ortamında gideriyorlar. Her öğrencinin ilgi, yetenek potansiyelinin bilinmesi, öğrenme sitilleri dikkate alınarak yapılacak eğitim öğretim etkinliği bizleri teknoloji bağımlılığı ile ilgili bir noktaya taşımayacaktır. Teknolojik bağımlığın yerini spor aktiviteleri, kültürel aktiviteler alacaktır. Doğal olarak bizlerin yaşadığı doğal çevrede yaşayacaklar, doğal antioksidanlardan yararlanacaklar. Çocuklarımızın stres, endişe, kaygı durumları yaşamlarında olmayacak… Hep iyi olmaları, başarılı olmaları, rekabetçi dünyanın koşullarında var olma savaşımı çocuklarımızı çok yoruyor. Toplumumuzun gelenek, görenek, değerlerini özümseyip yetişmiyorlar. Sosyal yaşamada sudan çıkmış balık örneği kendilerince yer buluyorlar. Anne baba olarak birlikte kitap okumak, birlikte spor yapmak, birlikte doğadaki aktivitelerde olmak, çocuklarımızın sağlıklı birey olarak yetişmesindeki ölçütlerdendir.

Anne baba olmak zor zanaat, okulu olmalı diyorum, yeterli olup olmayacağı konusunda çok sayıda soru işareti oluşuyor beynimde. Çocuklarımızla birlikte büyümek gerektiğini, bunun yolları olması gerektiğini sorguluyorum. Sorgulanmayan hayatın işlenmemiş ham maden gibi olduğunu düşünüyorum. Bir şeylerin yolunda gitmesi için emek ve zamanın verimli kullanmasının gerektiğine inanıyorum. Çocuk yetiştirmenin bir süreç olduğunu, süreçte aldığımız geri bildirimlerin iyi analiz edilip eyleme dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Aile olmak, çocuk olmak, anne baba olmak zordur. Bu süreci başarılı bir şekilde sürdürmek emek ve zaman işidir. Bulunduğumuz çağın nimetlerinden yaralanarak, sorgulayıcı, araştırıcı, değerleriyle var olma mücadelesi veren çocuk yetiştirmeliyiz. Çocuklara, zorluklarla baş etmenin yollarını öğretmeliyiz, öğrenmeliyiz, model olmalıyız, dinlemeliyiz, iletişim becerilerimizi geliştirmeliyiz.

Öyle olması gerektiği için yapmamalıyız. İhtiyaçlarımız doğrultusunda hareket etmeliyiz; duygularımızı, hissettiklerimizi önemsemeliyiz; empati ve iletişim becerisine sahip olmalı ve iletişim çatışmalarını çözmeliyiz. Ama hepsinden önce hem çocuğumuzla hem eşimizle hem çevremizle ilgilenmeliyiz, bunu hissettirmeliyiz, bireyleri önemsemeliyiz ki yaşamın iç dinamiklerini harekete geçirebilelim. Bütün bunların yaşam bulduğu dal budak olup, çiçeklere bezenip sonrasında meyveye durduğu ortam demokratik ortamdır. Bu tutumda, birey vardır ve onun dünyası önemlidir. Birey hiçbir kontrol altında değildir, kendini güvende hisseder, özgür bir şekilde öğrenir. Kendisini ifade eder. Mutluluğunu pekiştirir, toplumsal huzur ve mutluluğa katkı sağlar. Anne baba olmak böyle bir şeydir. Sevgi eğitimi, yöntem olarak önemlidir. Çocuklarımız gelişim ihtiyacını karşıladığı sürece başka arayışlara girmeyecek, onun bağımlısı hâline gelmeyecektir. Çoğumuzu ve yaşadıklarımızı anlamaya çalışmak, anlaşılmayı beklemek demektir. Emek demektir. “Ne ekersen onu biçersin.” sözünde olduğu gibi…

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar