DÜNYA EĞİTİMDE NEREDE?

DÜNYA EĞİTİMDE NEREDE?

Ailenin önderliğinde adım atılan hayatta insanın davranışındaki kasti ya da kendi isteği ile bir davranış oluşturma sürecidir eğitim. Gelişen şartlarla birlikte her türlü bilgiye ulaşma hızı oldukça artmış durumda. Yeter ki eğitilmek isteyelim. Var olan fırsatların artması kimi zaman bireyin kendi elinde olsa da henüz bu olgunluğa erişememiş, eğitim imkânı bulamamış birçok bireyin olması da

Ailenin önderliğinde adım atılan hayatta insanın davranışındaki kasti ya da kendi isteği ile bir davranış oluşturma sürecidir eğitim. Gelişen şartlarla birlikte her türlü bilgiye ulaşma hızı oldukça artmış durumda. Yeter ki eğitilmek isteyelim. Var olan fırsatların artması kimi zaman bireyin kendi elinde olsa da henüz bu olgunluğa erişememiş, eğitim imkânı bulamamış birçok bireyin
olması da yok sayılamaz bir gerçek. Peki ama büyük şehirlerde yaşayan bizler dünyada yaşanan gelişmeleri uzaktan da olsa takip etmeyerek kendimizi ve yaşadığımız mekânı ne oranda değiştirebiliriz ki? Son günlerde basında yer alan ve ilgi çeken bir sistem değişikliğinden bahsediliyor. Fransa’da yer alan bu gelişmede zorunlu eğitimin 3 yaşa indirgenmesi söz konusu. Okul öncesi dönemle başlayıp hayal gücünün gelişimi ile birlikte dünya eğitim gündeminde yer alacak bu uygulamanın çocuğun gerekli motor becerileri elde etmesi açısından diğer ülkelere de yol gösterici olması beklenmekte. Peki ya günümüz dünyasında yer alan eğitimle ilgili başka gelişmeler yok mu? PISA adıyla karşımıza çıkan kısa adı OECD olan “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü”nün bir eğitim araş- tırmasından çoğumuz haberdarızdır. Ülkemizin bu birliğe katılmasının nedenlerinden biri de var olan sistemi ileriye götürebilmek ve değişen sistemler içerisinde kendimize bir yer belirlemekten geçmekte. Son olarak 2015 verilerinin netliğiyle karşımıza çıkan PISA raporlarında okuma becerileri alanında ortalama puanı en yüksek olan ülkeler; Güney Kore, Singapur, Hong Kong–Çin, Kanada, Finlandiya ve İrlanda iken en düşük puanla karşımıza Dominik Cumhuriyeti, Makedonya, Cezayir, Kosova ve Lübnan çıkmakta.

En yüksek puanları alan ülkelerin diğer ülkelerden farkları neler?

Finlandiya’da karşımıza çıkan eğitim sisteminde öncelikle disiplin hayatın her alanında olduğu gibi eğitimin de en önemli yapı taşlarından birisi. Okula devam zorunluluğu, saygıyı hak eden bir yapı olduğunun önemini vurgulamakta. Alışkanlıklar değer kazandıkça sistem halini almaktadır. Eğer sistematiği olmayan bir durum varsa başarının o ortamda gerçekleşmesi ötelenmiş bir yapıdan başka bir hal almamaktadır. Öğrencinin önceliklerine yönelik bir programlamanın karşımıza çıkması bir başka neden olarak görülmekte. Deneme sınavları; sıralamayı ve kıyaslamayı beraberinde getirdiği için bu ülkelerde yok sayılan bir uygulama. Yaklaşık 4 saatle oluşturulmuş bir programlama ve çocuğun kendine ayırabildiği bolca zaman… Kimin hoşuna gitmez ki… Sadece öğrenci yapısallığındaki iyileştirmeler değil öğrencileri geliştiren öğretmenlerin de rolü azımsanmayacak şekilde. Yüksek lisansa sahip olmayan ve belirli akademik aşamalardan geçmeyen eğiticiler sistemin içerisinde yer almayanlar kısmında görülmekte. Yansıtıcı-uygulayıcı öğretmen uygulamasını sistemlerinin merkezi hâline getirerek sürekli gelişime açık bir öğretmen modeli karşımıza çıkmakta. Korkutmak, cezalandırmak, okuldan soğutmak yerine öğrenciyi okulda ve hayatta daha fazla nasıl verimli hâle getirebiliriz? sorusuyla yola çıkmak belli bir seviyeye gelmenin ön koşullarından birisi olsa gerek.

Hayatın amacının bilgi elde etmenin yanı sıra mutluluk olduğunu da hatırlatmak, belirli bir sistemin temel yapı taşlarından. Kaliteyi arttırmak açısından sadece materyallere önem vermek yerine içeriğe ait bir düzenleme yapmak eğitimin verimini arttırmak yönünde yapılacak yöntemlerden sadece birisi. Öğrenci merkezine alınan bir eğitimden ziyade öğrenme merkezli bir düzenleme söz konusu. İçsel motivasyonu geliştirmenin yanı sıra bireyin piramitteki kendini gerçekleştirme aşamasına kadarki süreçte hayatta nasıl aktif rol oynayabilir bunun örneği sergilenmeli. Eğitimde amaç bireyselliği, kişiliği ortaya çıkarmak ve bireyin kendisini en yüksek oranda geliştirmesi. Güney Kore ise âdeta Finlandiya eğitim sistemine bir tepki olarak oluşturulmuş. Oldukça katı bir eğitim yapısından söz etmek bu coğrafyada mümkün. Mevkisel anlamda iyi bir dereceye sahip olunmak isteniyorsa sınavların yoğunluğu öğrencilerin karşılaştığı en büyük zorluklardan.Nüfus yoğunluğunun oldukça fazla olduğu inkâr edilemez bir gerçek.Bu yoğunlukta başarı elde etmek ise ulaşılmak istenen en büyük hedef. Ailelerin başarısızlıklara tahammül edemediği ve eğitim dönemi için ‘kısa süren mutsuzluktan sonra uzun dönem yaşanacak mutluluk’ olarak tanımı yapılan zorlayıcı bir sistemin karşımıza çıktığını görmekteyiz. Başarı sağlayan ülkelerdeki eğitim sisteminin aksine 14 saat bir programlama söz konusu. 6 yaşında başlayan zorunlu eğitim sadece okul derslerini vermekle kalmayıp piyano, İngilizce, spor faaliyetleriyle öğrenciyi tam anlamıyla geleceğe hazırlamakta. Ne kadar çalışılırsa çalışılsın sonu olmayan ve hep devamının gelmesi istenen bir mecburiyet Güney Kore ‘de eğitim. Karşılaştırma fırsatı bulunduğunda ise bir yanda içsel başarının, motivasyonun kendini ortaya çıkardığını, bir yanda ise bireyin hayatını sadece zorunluluğa, katılaştırılmış bir yapıya adadığını görüyoruz. Tercih yapma olanağı olsa hangisinin seçileceği bir bilinmez. Ruhu koruyup bireyin kendisini en yüksek oranda yetiştirmesi ise olması gerekenin bir parçası. Ülkemizin de gerekli eksikleri tamamlayarak eğitimde kendini en yüksek puanı alan ülkeler seviyesine çıkartması ise hedeflediğimiz en büyük başarı.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar