KENDİ DÜNYAMIZ (2)

KENDİ DÜNYAMIZ (2)

İnsanın yaşadıkları, düşündükleri cümlelerin içinde gizlidir. Son söylenmiş cümleler düşünülmüş en son ve en doğru seçeneği işaret eder. Son cümleler, geçmişte yaşanılmış hayatların biriktirdiği cümlelerin sanki özetini ifade eder. Gözlerimizin bakışı ve yüz çizgilerimiz beynin aynası ve kalbin özetidir. Etrafımıza baktığımızda suratları asık, düşük pek çok insana rastlarız. Yakın arkadaşları ile sohbetlerinde “biliyor musun beni

İnsanın yaşadıkları, düşündükleri cümlelerin içinde gizlidir. Son söylenmiş cümleler düşünülmüş en son ve en doğru seçeneği işaret eder. Son cümleler, geçmişte yaşanılmış hayatların biriktirdiği cümlelerin sanki özetini ifade eder. Gözlerimizin bakışı ve yüz çizgilerimiz beynin aynası ve kalbin özetidir. Etrafımıza baktığımızda suratları asık, düşük pek çok insana rastlarız. Yakın arkadaşları ile sohbetlerinde “biliyor musun beni hiç kimse sevmiyor, hiç kimse beni anlamıyor, sanırım ben değersiz biriyim…” diyerek geçmişin yaşantılarını birkaç cümlenin içine gizleyip özetleyiverir. Bu cümleyi söyleyen birini gerçekten dünyada hiç kimse sevmiyor mu? Bilip bilmediği, tanıyıp tanımadığı bütün insanları düşünerek çıkarsadığı ortak bir kanaat midir ki bu kişinin sevilemez olduğu. Her insan kendi hayatını kendi cümleleri ile inşa eder. Ancak unutulmamalıdır ki gerçek düşüncenin kendisi değildir. Düşünceler de gerçeğin kendisini tam olarak karşılamaz.

Şu dünyada bir insanı sevmeyen kaç kişi olabilir ki? Farkına varılamayan dünya senin değildir. Zaman zaman içinde yaşadığımız evrende farkına varamadığımız zenginliklerden kaçıp içine hapsettiğimiz daracık cümlelerin sokağında nefessiz kaldığımızda boğulmuyor muyuz? Hakim olamadığımız hayat, kontrol edemediğimiz duygular, yüzümüzde ve sözümüzde yankılanmıyor mu? Düşünüyorum da zihin denilen geçmiş yaşantılar çukuru bizi bazen kendi içine çekiyor ve kendi gerçekliğini nesnel gerçeklikmiş gibi önümüze seriveriyor. Ne zaman geçmiş yaşantıların olumsuz cümlelerini sık sık dile getiren biri ile karşılaşsam onların bir deniz fenerine ihtiyacı olduğunu düşünürüm. Bir deniz feneri düşünün! Hayat geminiz yoksa kendinize ait ve gidecek de bir liman bulamamışsanız deniz feneri olsa ne olur olmasa ne olur? Her insanın yaşantıları, düşünceleri, hayalleri bir gemi yolculuğunu anımsatır. Her insan kendi gemisini kelimeleri ve cümleleri ile inşa eder. Geçmişini geleceğine taşıyan bir gemi. Bu geminin kaptanı elbette insanın kendisi olmalıdır. Geminin kaptan köşkünde siz oturmuyorsanız, geminin bütününe hakimiyet kuramıyorsanız, denizin güzelliğini fark edemez, dalgaların ve rüzgarın gücüne teslim olursunuz. Sonumuzu hazırlayan cümlelerle, duygularla alabora oluruz. Evrenin güzelliği, hayatın fırsatları herkes içindir. Görüp yaşayamıyor, her türlü hayat denizi koşullarına rağmen gemiyi yüzdüremiyorsanız, kaptan köşkünde kimin oturduğunu düşünmelisiniz. Unutulmamalıdır en az deniz feneri kadar önemli bir şey daha vardır kaptanın hayatında, şüphesiz ki o da geminin tayfası. İyi bir kaptan bilir ki gemisinin hedefindeki limana sağlıklı bir şekilde varabilmesi için tayfasındaki her bir “miço”nun güvenilir, çalışkan ve zekiliği çok ama çok önemlidir. Sonuç olarak kimin sizleri sevmediği ya da kimlerin sizi anlamadığı değil sizin kimleri sevdiğiniz ve kimleri anladığınız önemlidir. Bu gün kaç kişiyi sevdiniz ve kaç kişiye içten selam verdiniz? Deniz fenerlerini, limanları ve gemileri sizler inşa edemeyebilir ve seçme hakkınız bulunmayabilir.; ama unutmayınız ki “miço” seçimi sizlerin elinde!

Ömer ÖCAL
Ömer ÖCAL
ADMINISTRATOR
Profil

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar