KERPİÇ

KERPİÇ

Sararan yapraklar, kayın ağaçlarının altındaki yaprak birikintileri ve seyrek de olsa dökülen fıstıklarla sonbahar iyiden iyiye kendini göstermeye başlamıştı. Şiddeti artan rüzgârın çatıdaki abartılı sesleri, kapı ve pencerelerde ıslık şeklinde kendini hissettiriyordu. Daha çok yaprak ve fıstık dökülüyordu. Hayat sanki savruluyordu, bir o tarafa bir bu tarafa. Ufak ufak hortumlar da cabasıydı. Geceleri hava gittikçe

Sararan yapraklar, kayın ağaçlarının altındaki yaprak birikintileri ve seyrek de olsa dökülen fıstıklarla sonbahar iyiden iyiye kendini göstermeye başlamıştı. Şiddeti artan rüzgârın çatıdaki abartılı sesleri, kapı ve pencerelerde ıslık şeklinde kendini hissettiriyordu. Daha çok yaprak ve fıstık dökülüyordu. Hayat sanki savruluyordu, bir o tarafa bir bu tarafa. Ufak ufak hortumlar da cabasıydı. Geceleri hava gittikçe daha da serinliyordu. Bazen köpek ve çakal ulumaları gecenin sessizliğini bozuyordu. Köpeklerin bu saatte ulumaları hiç hayra yorumlanmazdı. Kötünün habercisi gibi algılanırdı. Gecelerin serinlemesi kışın iyiden iyiye yaklaştığını hissettiriyordu. Bağlar bozulmuş, hasat her haliyle bitmişti. Kışa hazırlık her evin önünde kendini gösteriyordu. Pekmez, salça kaynatanlar; sofuda buğday dövenlerde hummalı bir çalışma göze çarpıyordu. Köylüler, kışa ve köye dair ne varsa yapı- yordu. Evlerinin bakımını yaparak kışa hazırlayanlar da vardı. İlkbahar ve yazın ihtiyaç hissedilmeyen duvarların bakımı kendini öncelikli hale getirdiği için evlerinin bakımını yaparak kışa hazırlananlar da vardı. Bu hazırlıkları yapanlardan biri de Pir Dede ve Sultan Ana olarak tanınan köyde sözü dinlenen, başı sıkışanın danıştığı aksakallı dede ile kadınların başdanışmanı Sultan Anaydı. Köyde barış ve sevginin, umudun temsilcileriydi. Ağızlarından küfür çıkmaz, şiddetin hiçbir unsurunu bilmezlerdi. Kısaca Allah adamı derlerdi. Güler yüzlerine tatlı dillerine hiç doyulmazdı.

Günler yavaş yavaş kışa yaklaşırken, Pir Dede evinin duvarının dökülen kerpiçlerini yapmaya karar verdi. Kendini sevenlerle birlikte gün boyu saman ile toprağı karıkladı, kerpiç haline getirecek kıvamı buldu. Ahşaptan yapılmış kalıp ile bir taraftan da kerpiç döktüler. Pir Dede ve sevenleri kerpiç döke dursunlar bir taraftan da Pir Dedenin afacanları Güney ile Kuzey adındaki komşunun sevecen mi sevecen iki yaramazı da hiç boş durmadılar. Pir dedelerinin kerpiçlerinin üzerine çıkarak bir oyun başlattılar. Oyunun adı “batıyor batmıyor” oyunuydu. Oyuna kendini kaptıran Güney ile Kuzey Pir Dede ve sevenlerinin gün boyunca döktükleri kerpiçleri birkaç saat için de ezdiler. Çok keyif aldılar, mutlu oldular. Sultan Ana kerpiçlerin halini görünce verilen emeği düşündü üzüldü. Ofladı, pufladı, olan olmuştu. Kim yapmıştı? Derken şaşkınlıkla kerpiçlere bakan Sultan Anayı Pir Dede gördü. Sultan Anaya ne olmuş dedi. Eliyle kerpiçleri göstererek:-“Ne yapmışlar bak.” dedi. Pir Dede, köylerde düşmanlık olsun diye bu tür şeyler yapıldığını biliyordu; fakat onların hiç düşmanları yoktu. Sabah ola hayır ola deyip, sabahı beklediler. Sabah, günün ilk ışıklarıyla birlikte olayı aydınlatacağına inan Pir Dede, Kuzey ile Güney’e bu olayı sormak istedi. Kuzey ile Güney, Pir Dedeyi de Sultan Anayı da çok severdi. Yedi yaş civarında olan bu çocuklar, bu sebeple yalan söylemediler. Pir Dede’nin onlara anlattığı masallardaki kahramanlar asla yalan söylemezdi. Pir Dede çocuklara gitti ve : – “ Çocuklar, benim evin arkasında kerpiç dökmüştük; fakat çiğnenmiş, çocuklar kim yapmış olabilir? Sultan Ana da ben de çok üzüldük; çünkü çok çalıştık ve emeğimizin karşılığını bu şekilde gördük. Kimin yaptığını bilmiyoruz. Siz biliyor musunuz? ” dedi. Kuzey ve Güney, “Biz yaptık Pir Dede dediler, Pir Dede iki çocuğa da kucak açtı, kendinin masal anlatması gibi bu olayı çocuklardan anlatmasını istedi. Kuzey anlatmaya başladı, Güney eksik yerlerini tamamlayarak anlattılar. Pir Dede, merakınızdan mı yaptınız? Evet dede, “batıyor- batmıyor” oyunu çok keyifliydi ve mutlu olduk. Pir Dede, olayı öğrendiğine mutlu olmuştu. Kerpiçlerin ezilmesine üzülmüştü. Mutlu olduğu taraf, Kuzey ve Güney, çok sevdiği komşusunun çocuklarıydı. Çocukluları Pir Dede, yetiştirmişti. Kuzey ve Güney’in dedeleri Sultan Ana da nineleri olmuştu. Ellerinde büyümüşlerdi. Onlara kıyamazdı. Doğruyu söylemişlerdi. Yaptıkları işlerden mutlu olmuşlardı, keyif almışlardı, çocukluklarını yaşamışlardı, bir işi olumsuz da olsa sonunda başarmışlardı. Pir Dede çocuklara bir ders daha vermek istiyordu. Çocuklar sakalını sıvazlarken: -“ Bakın çocuklar, sizin anlattıklarınızı Sultan Anaya da anlattım kızmadı, onları biz yetiştirdik dedi. Biz kendimize kızmalıyız varsa hata dedi. Ben pir dedeniz olarak diyorum ki, bundan sonra bir iş yapacakken, kahramanlar gibi düşünmeliyiz. Yani hem biz mutlu olmalıyız, hem de bizimle yaşayan sevdiklerimiz. Hayatta mutlu olabilmemizin altın kuralı hem biz hem de bizimle yaşayanlar mutlu olmalı. Tek taraflı mutluluk olmaz.” dedi. Pir Dedenin bu sözü, Kuzey ve Güney için altın kural oldu. Sonra Pir Dedeye yardım ederek, kerpiçleri tekrar dökmek için işe başladıklarında aynı zamanda karşılıklı mutluluğun temellerini atmışlardı.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar