İNSAN VE MADDE BAĞIMLILIĞI

İNSAN VE MADDE BAĞIMLILIĞI

İnsan biyolojik ve sosyal bir varlıktır. Biyolojik varlık olarak insan organizması hücrelerden oluşur. Zira insan organizmasının en küçük (mikroskobik)yapısal ve işlevsel birimi hücredir. Erişkin bir insan vücudu yaklaşık 100 trilyon hücreden meydana gelir. Her bir hücre insan genetiğine uygun bir şekilde yapılanmış ve özelleşmiştir. Bu yönüyle hücreler gruplaşır. Gruplaşan hücreler dokuları (kemik, kas, kan, bağ,

İnsan biyolojik ve sosyal bir varlıktır. Biyolojik varlık olarak insan organizması hücrelerden oluşur. Zira insan organizmasının en küçük (mikroskobik)yapısal ve işlevsel birimi hücredir. Erişkin bir insan vücudu yaklaşık 100 trilyon hücreden meydana gelir. Her bir hücre insan genetiğine uygun bir şekilde yapılanmış ve özelleşmiştir. Bu yönüyle hücreler gruplaşır. Gruplaşan hücreler dokuları (kemik, kas, kan, bağ, sinir doku gibi), dokular ise organları ve sistemleri oluşturur. Özelleşen hücre gruplarının “sentezleme, hareket etme, enerji üretme, uyarılma, taşıma, salgılama, çoğalma” gibi metabolizma faaliyetleri vardır. Bu yönüyle hücrelerin her biri adeta bir fabrika örgütlenmesi içinde yapılanır ve çalışır. Ancak hücrelerin sağlıklı bir şekilde yapılanması ve işlev yapabilmesi kendisine yararlı maddelerin ya da etkileşimlerin karşılanmasına bağlıdır. Zira yediğimiz, içtiğimiz ve etkileştiğimiz her madde hücrelerimizin geleceğini belirler. Bu nedenle sosyal bir varlık olarak yaşam tarzımızda rol oynayan her şey (geleneklerimiz, göreneklerimiz, alışkanlıklarımız etkileşimlerimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz, olanaklarımız vb.) sonuçta bizleri var eden hücrelerimizi doğrudan etkiler. İnsanı diğer biyolojik varlıklardan farklı kılan ve sosyal bir varlık olarak öne çıkaran özellik, sinir sistemi hücrelerinin yüksek düzeyde özelleşmiş olmasıdır. Bu özelliği ile insan “akıl” denilen öğrenme ve öğretme gücüne sahiptir. İnsanın bu gücü “eğitim olgusunu” ortaya çıkarmıştır. İnsan, akıl gücüyle ve eğitim olgusu ile evrenin merkezi ve en değerli varlığı haline gelmiştir. Çünkü nesneleri (maddeleri) tanımlayan, doğruyu-yanlışı birbirinden ayıran, çevresi ile iletişim ve ilişki kuran; ürettiği bilgilerle sosyal, kültürel ve ekonomik değerler yaratan insandır. Bu nedenle sağlıklı yaşama hakkına sahip olan her bir insan, organizmasına (hücrelerine) zararlı olan maddelerden ve etkileşimlerden kaçınabilecek düzeye getirilmelidir. Ne yazık ki insan organizması sağlığa zararlı bazı maddelere çok çabuk alışır ve ona kısa sürede bağımlı hale gelir. Günümüzde bu tür maddelere olan bağımlılık ve alışkanlık bazı toplumlarda çok yaygındır. Bu durum toplum sağlığı açısından çok önemli bir sorundur.

Sağlığa Zararlı Madde Bağımlılığı Nedir?
Sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler, insanda bağımlılık ve alışkanlık yapan sağlığa zararlı etkenlerdir. Bu etkenlerin kullanımı genellikle bir defalık denemelerle başlar. Ancak tekrarlanan denemeler, daha sonra organizmada bağımlılığa ve alışkanlığa dönüşür. Zira hücrelerimiz kısa bir süreçte maddeye alışır ve ona bağımlı hale gelir. Nasıl ki vücudumuzdaki besin ya da su eksikliği açlık ve susuzluk dürtüsü yaratıyorsa; sağlığa zararlı maddelerin yoksunluğunda da aynı şekilde organizmada dürtüler oluşur.Eğer bu tür maddelerin kullanımına başlanırsa, organizmayı oluşturan hücreler kısa bir süre sonra maddeye ihtiyaç duyar ve maddenin karşılanmasını ister. İhtiyaç bedensel dürtüler şeklinde ortaya çıkar. Organizmanın maddeye duyduğu ihtiyaçtan kaynaklanan dürtülere fiziksel bağımlılık denir. Kişi, organizmanın madde ihtiyacını karşıladığı sürece bedensel dürtüler kaybolur; ancak maddenin karşılanamaması, yani maddeden yoksun kalınması durumunda organizmada bedensel zorlanma (stres) başlar. Organizmanın maddeye duyduğu ihtiyaçtan kaynaklan zorlanmaya yoksunluk hâli denir. Yoksunluk hâli ruhsal olarak huzursuzluk ve rahatsızlık yaratır. Oluşan ruhsal rahatsızlık kişiyi tekrar madde kullanımına iter. Kişinin ruhsal huzursuzluğu nedeniyle madde kullanımına iten güdüye psikolojik bağımlılık denir. Böylece kişi yoksunluk hâlinin yarattığı rahatsızlıkları gidermek için madde kullanımını artan dozlarda tekrarlayarak her geçen gün maddeye biraz daha bağımlı hâle gelir.

Sağlığa Zararlı Madde Bağımlılığı Nasıl Oluşur?
Uyuşturucu maddeler, kan dolaşımına karıştıktan sonra merkezî sinir sistemini etkileyerek fiziksel ve psikolojik bağımlılık yaratır. İlk madde alımının başlangıcında; kişi geçici olarak genel bir gevşeme, keyiflenme ve rahatlama duyumu alır. Ancak hoşnutluk yaratan her doza karşı organizma bir taraftan direnç kazanırken, diğer taraftan daha fazla doza ihtiyaç duyar. Çünkü maddeye karşı organizmada tolerans gelişimi artar. İhtiyacın karşılanmaması durumunda ise kişide durgunluk, huzursuzluk,  hoşnutsuzluk ve sıkıntı hissi gibi yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Kişi bu belirtileri gidermek için tekrar artan dozda madde kullanımı- na zorlanır. Döngü hâlinde devam eden zorlamalar nedeniyle madde kullanımına başvurunun tekrarı gün geçtikçe sıklaşır. Böylece bağımlılık süreci alışma, doyma ve düşkünlük dönemleri şeklinde gelişir.

· Alışma dönemi: Uyuşturucu bağımlılığının başlangıcıdır. Alışma süreci maddeyi bir kez denemekle başlar. Örneğin doktor önerileriyle başlayan ilaç kullanımları dahi, daha sonra madde bağımlılığına dönüşebilir. Başlangıçta kişi madde kullanımını istediği zaman bırakabileceğini düşünür; çünkü alışma döneminde fiziksel ve psikolojik belirtiler henüz yıkıcı düzeyde değildir. Bu dönemde ortaya çıkan madde yoksunluğu belirtileri; yorgunluk, durgunluk, dalgınlık ve unutkanlık gibi bozukluklardır. Eğer bu dönemde kişi doktora başvurur ya da yakınlarından yardım isterse, madde bağımlılığından kurtulabilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarında ya da yakınlarında gördükleri bu tür değişimlere karşı dikkatli ve destekleyici olmaları gerekir. Aksine kişi madde kullanımını sürdürürse, her geçen gün doyma dönemine biraz daha yaklaşır.

· Doyma dönemi: Bu dönemde, fiziksel ve psikolojik bağımlılık tam olarak başlar, organizmanın maddeye olan ihtiyacı artar. Bu nedenle maddenin karşılanmasında uygulanan doz her seferinde fazlalaşır. Gün geçtikçe artan dozları karşılamadaki ekonomik zorluklar; kişiyi hırsızlık, eşya satma, suç işleme, kötü yollara düşme, uyuşturucu satıcılığı gibi davranışlara yö- neltebilir. Bu dönemde kişinin kendine güveni azalır, sosyal yaşamı bozulur ve madde yoksunluğu belirtileri iyice açığa çıkar. Kişide beslenme bozuklukları, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, terleme, titreme ve çarpıntı, zihinsel bulanıklık, gerginlik, yorgunluk, bitkinlik hâli oluşur. Eğer bu dönemde doktora başvurulursa ve yatarak tedavi yoluna gidilirse, kişi madde bağımlılığından kurtarılabilir. Aksine kişi madde kullanımını sürdürürse, her geçen gün düşkünlük dönemine biraz daha yaklaşır.

· Düşkünlük dönemi: Uyuşturucu bağımlılığının ruhsal, bedensel ve sosyal çöküş dönemidir. Bu dönemde kişi, sık sık yüksek dozlarda uyuşturucu madde kullanır. Uyuşturucuyu bulabilmek için her türlü kötü yola başvurabilir, saldırganlaşabilir, hatta cinayet dahi işleyebilir; çünkü kişi kontrolünü tamamen kaybeder. Bu  dönemde, uyuşturucunun yarattığı fiziksel ve psikolojik etkiler şunlardır:
• Kişinin merkezi sinir sistemine ilişkin vücut işlevleri bozulur. Kişide bilinç dalgalanmaları ve kaybı oluşur. Bu nedenle kişinin davranışları kontrolsüzdür, çevreye uyumu yoktur.
• Işık, ses ve dokunma gibi dıştan gelen uyarılara aşırı tepkiler gösterir, kendine kıyma yönelimindedir.
• Aşırı huzursuzluk, hâlsizlik ve bitkinlik içindedir. Kişi sık sık bulunduğu yere yığılarak uyur.
• Nabız, kan basıncı ve solunum dü- zensizlikleri oluşur, terleme, bulantı ve kusma ve titreme görülür. Titremeyi takip eden bayılma nöbetleri oluşur.
• Uyku, idrar ve dışkı yapma kontrolü kaybolur.
• Uyuşturucuyu enjektör ile uyguluyorsa, hepatit ve AIDS gibi hastalıklara yakalanabilir.
• Bilinç dışı aşırı uyuşturucu madde kullanımı zehirlenme, koma ve ölüme neden olur.

Sağlığa Zararlı Madde Bağımlılığının Sebepleri Nelerdir?
Uyuşturucu madde bağımlılığının sebepleri; maddenin türüne göre kişisel, ailesel, çevresel faktörlere dayanır.
·Kişisel faktörler: Kişilerin çocukluk, gençlik ve erişkinlik dönemlerindeki bunalımları, bireysel hataları ve tecrübesizlikleri, merak ve macera güdüleri, arkadaş çevreleri, aile ve çevreye uyumsuzlukları, bunalımları, yalnızlıkları, sahipsizlikleri, başarısızlıkları gibi faktörler uyuşturucu bağımlılığına neden olur. Ayrıca alkol kullanımı, hekimin tedavi amacıyla verdiği ilaçların aşırı ve yanlış kullanımı kişilerin uyuşturucu bağımlılığına zemin hazırlar.
· Ailesel faktörler: Aile içi bunalımlar, tartışmalar, gerilimler, kopukluklar, geçimsizlikler, aile üyelerinin sorumsuzluk duyguları, çocuklara ve gençlere ilgisizliği, sevgisizliği gibi faktörler uyuşturucu bağımlılığına neden olur.
· Çevresel faktörler: Yasa dışı zorlamalar, tuzaklar, toplumsal ihmaller ve yetersizliklerdir. Şöyle ki;
• Parasal kazanç amacıyla uyuşturucu ticareti yapan yasa dışı örgütler, planlı bir şekilde çalışmalar yaparak uyuşturucu kullanımına ortam hazırlar. Bunun için, hedef grup olarak özellikle gençleri seçer ve gençler arasında uyuşturucu bağımlığının yaygınlaşmasının tuzaklarını kurar. Uyuşturucuya alıştırılan gençler, daha sonra çoğu kez satıcı olarak kullanılır.
• Toplumsal düzeyde bilinç, duyarlılık ve denetim tam olarak sağlanamazsa, uyuşturucu ile mücadelede yasal önlemler ve cezai işlemler yetersiz kalabilir.

Uyuşturucu Madde Bağımlılığının Sonuçları Uyuşturucu madde bağımlılığının doğurduğu sonuçlar şunlardır:
• Uyuşturucu bağımlılığı, kişi ve toplum sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bağımlı kişinin beden ve ruh sağlığı çöküntüye uğrar.
• Uyuşturucu bağımlılığı, yetişmiş insan gücü kaybına neden olur, sosyal ve ekonomik yönlerden toplumsal zararlar yaratır. Çünkü gençliği iş göremez duruma gelmiş bir toplumun üretken olması ve gelişmesi mümkün değildir.
• Uyuşturucu bağımlılığı kişi, aile ve toplumun huzur ve güvenini bozar.
• Uyuşturucu bağımlıları kötü niyetli kişi ve örgütler tarafından kullanılabilindiğinden; toplumda uyuşturucu satıcısı, terör örgütü üyeliği, cinayet, kapkaççılık gibi yasa dışı olaylar artar. Çünkü uyuşturucu bağımlılığında suça itilme riski artar.
• Uyuşturucu bağımlılığı toplumda frengi, sarılık, AIDS gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olur.

Sağlığa Zararlı Madde Bağımlılığı Tedavisi ve Korunma
Sigara, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığının giderilmesinde erken tanı ve tedavinin büyük önemi vardır; çünkü zararlı maddelerin yarattığı fiziksel ve psikolojik bağımlılık ne kadar erken önlenirse, sonuç o kadar başarılı olur. Bu nedenle bağımlı, öncelikle tedavi için isteklendirilmeli ve desteklenmelidir. Zira kişinin istemediği bir tedavi başarısızlıkla sonuçlanır. Sağlığa zararlı alışkanlıklardan korunmada ve bu alışkanlıkların tedavisinde; kişi, aile, okul, kurum ve kuruluşlar dü- zeyinde iş birliğinin sağlanması gerekir. İş birliği eğitim, denetim ve destek programlarını kapsamalı ve mücadele bilimsel yöntemlerle yapılmalıdır. Sigara alışkanlığı, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı tedavisi için, hastanelerin psikiyatri bölümlerine ya da bu konularla özel olarak ilgilenen gönüllü kuruluşlara başvurulmalıdır. Üçüncü basamak tedavi hizmeti veren hastanelerin psikiyatri bölümlerine bağlı olarak çalışan AMATEM (Alkol-Madde Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi) madde bağımlılarının gönüllü şekilde başvurabilecekleri kuruluşlardır. AMATEM’de yatarak veya ayakta tedavi olunabilir. Tedavinin ilk aşamasında, alkol veya madde kullanımının kesilmesine bağlı olan yoksunluk belirtileri (bulguları) tedavi edilir. Bu aşamada ilaç tedavisi (detoksifikasyon) uygulanır. Daha sonra ise alkol veya maddeye tekrar başlamamaya yönelik psikoterapi programlarına geçilir. Psikoterapi programlarında; sabah yürüyüşleri, günaydın toplantıları, sosyal faaliyetler, bireysel görüşmeler, gevşeme egzersizleri önemli bir yer tutar. Psikoterapi programları süresince de gerekirse ilaç tedavilerine devam edilir. Psikoterapi programı hastanede yatarak yaklaşık 30 gün sürer. Hastaların hastaneden çıktıktan sonra da ayaktan tedaviye devam etmeleri önerilir. Ancak ayaktan bağımlılık tedavisinde; hastanın verilen randevuya gelmesi, tedavi kurallarına uyması ve tedavi motivasyonu önemlidir. Bu nedenle hasta yakınlarına yönelik olarak eğitim ve destek programları da uygulanır. Ayrıca AMATEM’in alkol ve madde bağımlılığını önlemek amacıyla öğrencilere, ailelere ve hekimlere yönelik eğitim programları (konferanslar, broşürler vb.) da vardır. Bireyleri sağlığa zararlı alışkanlıklara sürükleyen nedenlerin toplumsal boyutta irdelenmesi ve bu konuda önlemlerin alınması madde bağımlılığından korunmanın temel koşuludur. Bu konuda anne ve babalara, öğretmenlere, sağlık ve emniyet personeline, gönüllü kuruluşlara, yöneticilere ve toplum önderlerine önemli görevler düşer. Bu nedenle;
• Gençler, bağımlılık ve alışkanlık yapan zararlı maddeler konusunda aydınlatılmalı ve eğitilmelidir. Anne ve babalar, çocuklarının sorunlarıyla yakından ilgilenmelidir.
• Gençler, bilgi sahibi olmadıkları ortamlardan
uzak tutulmalıdır. Zira gençler,
bu tür ortamlarda bağımlılık yapan
maddelerin kullanımına teşvik edilebilir.
• Gençler arkadaş seçiminde dikkatli olmalı, zararlı olabilecek arkadaşlıklardan ve ortamlardan kaçınmalıdır.
• Gençler, zararlı alışkanlıklardan uzak durabilecekleri ortamlara ve uğraşlara (müzik, spor, resim vb.) yönlendirilmelidir. Özellikle ergenlik dönemlerinde kurulan arkadaşlıklar, grup hâlinde yapılan sosyal faaliyet ortamlarında bir amaç çerçevesinde başlatılmalıdır.
• Sigara ve uyuşturucu madde bağımlılığına karşı toplumun bütün kesimleri duyarlı olmalı, bu tür zararlı alışkanlıklarla toplum olarak mücadele edilmelidir.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar