ENGELLİ ÖĞRENCİLERİN EĞİTİME ERİŞİMİ VE EĞİTİMCİLERİN SORUMLULUĞU

ENGELLİ ÖĞRENCİLERİN EĞİTİME ERİŞİMİ VE EĞİTİMCİLERİN SORUMLULUĞU

Anadolu insanı doğal olanı yaşıyor. Bir yanda pekmez kaynatırken diğer yandan engelli çocuğuyla ilgileniyor. Yedi kızı olmuş yedincisi engelli. Amacı bir erkek çocuk sahibi olmakmış. “Şimdiki aklım olsaydı, bakacağım kadar çocuk yapardım; yeter ki sağlıklı olsun, ha oğlan olmuş ha kız ne fark eder.” diyor. Annenin hayatta kalması, sağlıklı bir doğum yapması tesadüftür. Hayatlarını hiçe

Anadolu insanı doğal olanı yaşıyor. Bir yanda pekmez kaynatırken diğer yandan engelli çocuğuyla ilgileniyor. Yedi kızı olmuş yedincisi engelli. Amacı bir erkek çocuk sahibi olmakmış. “Şimdiki aklım olsaydı, bakacağım kadar çocuk yapardım; yeter ki sağlıklı olsun, ha oğlan olmuş ha kız ne fark eder.” diyor. Annenin hayatta kalması, sağlıklı bir doğum yapması tesadüftür. Hayatlarını hiçe sayarak yapılan doğumlar sonrasında yaşanan acı öyküler. Her şeyin yolunda gittiğine inanmanın tedbir almamanın, uzman yüzü görmemenin apansız çaresizliği… “Bilgisizlikten, çaresizlikten yakınıyor, durum budur. Değiştiremezsin.” diyor. Eğitimcilere çok şey düşüyor, diyor insan. Keşke bir bilgi kırıntısı vermiş olsaydı bu ülkenin okumuşu yıllarca dertle yoğrulmuş Anadolu insanına. Yoklar ve çaresizlikler bazen kader oluyor. Tıpkı bu öyküdeki gibi. Herkes kendi çaresizliğini yalnız başına yaşı- yor. Eğitimin her şeyin ilacı olduğu; güneşin balçıkla sıvanamayacağı kadar açık bir gerçeklikti bu.

Eğitimciler doğdukları, bulundukları ortamın koşulları ne olursa olsun bu memleketin insanına bir şeyler verme yükümlülüğünü bir nebze olsun hissetmelidir. Toz toprak olan köylerde, kasabalarda çocuklarla aynı havayı teneffüs edebilmeliler. O değerli birikimlerini fark yaratarak paylaşmalılar. Anadolu’nun köyleri bereketin, bolluğun kol gezdiği; üzerinde dumanı tüten bir somun ekmeğin paylaşıldığı yerlerdir. Bilgi de üzerinde dumanı tüten bir somun ekmek gibi paylaşılmalı. Oranın insanları gibi cömert olunmalıdır. Geldiğimiz yerler bu topraklardır. Ürettiklerimizi paylaşacağımız yerler de kuşkusuz buralar olmalıdır. Anadolu’da, “Halay çek senin de üstün toz olsun.” diye bir güzel söz vardır. Evet, kulak kesilmek, can kulağıyla dinlemek lazım. Böylece, empati kurmak kolaylaşacaktır. İşte o zaman eğitime duyarlılığımız da tanıdığımız çevre oranında kendini ifade eder. Başarı da bir yol bulur kendi mecrasında akar. Mutluluk işimizi yaparken başarı ile birlikte bizlere gülümser. Engelli öğrencilerin eğitime erişimi oranında yaşadıkları zorluklar bir destan gibi karşımızda durur. Bu destanın kahramanları olmak için daha beklemeye gerek var mı? Hadi engelleri bir taraftan pekmez yapan bir taraftan da engelli çocuğunun eğitime erişimi için çabalayan annelerin elinden tutarak aşalım.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar