İYİLİK ÜZERİNE

İYİLİK ÜZERİNE

Afyon-Uşak arası şehirler arası yol… Ayçiçeği zamanı… Eşimin ayçiçeği sevgisi yüzünden peşinden gitmediğimiz traktör, sahibini aramadığımız tarla kalmamıştır (tahmin ettiğiniz gibi olay doğa ve çiçek sevgisiyle ilgili değil, çiçeğe en ufak bir sevgisi yok, çekirdeklerini yiyor). Bir anda yakındaki tarlada çalışan bir aileyi gördük. Arabada yaklaşık beş saattir ayçiçeği çeşitleri, hangi renk tarlalarda hangi büyüklükte

Afyon-Uşak arası şehirler arası yol… Ayçiçeği zamanı… Eşimin ayçiçeği sevgisi yüzünden peşinden gitmediğimiz traktör, sahibini aramadığımız tarla kalmamıştır (tahmin ettiğiniz gibi olay doğa ve çiçek sevgisiyle ilgili değil, çiçeğe en ufak bir sevgisi yok, çekirdeklerini yiyor). Bir anda yakındaki tarlada çalışan bir aileyi gördük. Arabada yaklaşık beş saattir ayçiçeği çeşitleri, hangi renk tarlalarda hangi büyüklükte yetiştikleri, niçin lezzetli oldukları, yaprağı küçük olanların çekirdeklerinin büyük olabildiği gibi kesinlikle bilgiye değil de; içgüdülere ve açlığa dayalı konuşmalar yapıldığı ve en az üç saat daha sürebileceği için ben durdum, inip tarlaya gittim. Tatlı bir aile… Hoşbeşten sonra durumun vehametini anlattım. Tarlanın sahibi “Ağabey bunlar iyi ayçiçeği değil, üşenmezsen bizim köye gidelim.” dedi. – Sizi işinizden alıkoymayayım? – Olur mu ağabey? Çocuğunu da aldı, arabaya doluştuk, kötü yollardan dört-beş kilometre ötedeki köye gittik, orada koca ayçiçeklerini arabanın bagajına doldurdu, “Dur.” dediysek de dinlemedi. Para vermeye kalkışınca almadı. Neredeyse yalvardım, “Bak işini bıraktın, ürününü bize veriyorsun ne olur al şunu!”, almadı. Kızımın topunu oğluna verdim, tarla sahibini tekrar tarlasına bıraktık. Helalleştik, birbirimizin adresini, telefonunu aldık. Bir saat kadar vakit geçirdik, içimiz sevgi ve enerjiyle doldu. O köye yine uğrayacağım ve Faruk Bey’e elim kolum dolu gideceğim, iyi ki bu ülkede böyle insanlar var. Birilerini yaraladığınızda, öç aldığınızda rahatlamazsınız; öfkeyle dolarsınız. Bir iyilik yaptığınızda, huzuru ve mutluluğu, suya atılan taşın etrafındaki dalgalar gibi yayılır. İyilikten kastettiğim akrabanıza, annenize, babanıza yaptığınız iyilikler değil. Hiç tanımadığınız, belki de bir daha hiç görmeyeceğiniz, sizi hiç tanımayan birilerine yaptığınız iyilikler; sizi daha bir insan yapar, var olma nedeninizi hissettirir. En önemlisi kendinizi daha mutlu hissedersiniz, yani asıl iyiliği kendinize yaparsınız.

Artık bizim okuduğumuz iyilerin hep iyi, kötülerin hep kötü olduğu çizgi romanlar yok, herkes gri. Herkes rüzgârı bekliyor. Akşam Reha Muhtarlardan gelecek rüzgârları, beyaza ve siyaha dönüşmek için. Özdemir Asaf “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.” der. Bütün renklerin kirlendiği doğru. Son yıllarda hiç yaşlı birini karşıdan karşıya geçiren bir çocuk ya da otobüste büyüğüne yer veren bir genç gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü gençler birbirlerini “Hüp diye içlerine çekmeye” odaklanmış durumda. Bir ara Ankara’da, yürüyerek bir yerden bir yere giderken gözleri görmeyen insanların koluna girmekten, gideceğim her yere geç kalır olmuştum. Şimdi evden işe, işten eve o şansım olmuyor; ama onları Kızılay’da yalnız görünce kahroluyorum. Bir gün berberim yanındakine “Sen binmeyeceğin eşeğe torba takmazsın.” demişti. “Para her kapıyı açar diyenlerin para için çalmayacakları kapı yoktur.” der Sir George Saville. Her şeyin fiyatını bilen, ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen insanlar olmaya başladık. Rastgele iyilik yapın.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar