Utan(MA) !

Utan(MA) !

Çocuklarımız hayata gelmeden anne babalar onlarla ilgili bir çok karar almaya başlar. İlk olarak adının ne olacağı, odası, kıyafetleri, oyuncakları  gibi  birçok şey… Doğum gerçekleştikten  sonra ise yeni kararlar alınmaya başlanır. Çocuk kendini yürümeye hazır hissetmezken onu yürütmeye çalışmak, tuvalet eğitimi tamamlanmamışken altına kaçırmaması için zorlamak, karnı tokken yedirmeye, uykusu yokken uyutmaya çalışmak… Her anne

Çocuklarımız hayata gelmeden anne babalar onlarla ilgili bir çok karar almaya başlar. İlk olarak adının ne olacağı, odası, kıyafetleri, oyuncakları  gibi  birçok şey… Doğum gerçekleştikten  sonra ise yeni kararlar alınmaya başlanır. Çocuk kendini yürümeye hazır hissetmezken onu yürütmeye çalışmak, tuvalet eğitimi tamamlanmamışken altına kaçırmaması için zorlamak, karnı tokken yedirmeye, uykusu yokken uyutmaya çalışmak… Her anne baba bu davranışları çocuğunun iyiliği için yaptığını düşünürken aslında  onun da bir kişiliği olduğunu ve bundan ne kadar etkilediğinin farkında değildir. 0-6 yaş, kişiliğin temellerinin atıldığı ve çocuğun yakın çevresinden çok fazla etkilendiği insan hayatındaki kritik dönemlerden biridir. Çocuk üzerinde annenin etkisi ilk aylarda çok daha büyüktür. Bebeğin bu dönemde annenin sıcaklığını, sevgi- sini ve şefkatini hissetmesi, kendisi ile ilgilenildiğini bilmesi, kendisini güven- de hissetmesine ve kişilik gelişimine büyük katkı sağlamaktadır. Bebeklerin bu dönemde kendini güvende hisset- tiği en önemli alan annesidir. 6 ay – 1 yaş aralığındaki bebeklerde güven, ya- bancı yüzler gördüğünde annesine dönüp yüzünü saklamaya çalışması olarak ortaya çıkmaktadır. Utangaçlık duygusu ise en çok 3-6 yaş aralığında görülmektedir. Bu yaş aralığı çocuğun bireyselleşmeye başladığını fark ettiği, yaşına özgü utanma duygusunu yaşa- dığı normal bir dönemdir.

1-3 yaş arası ise bağımsızlık isteğinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu dönemde çocuk birbirine karşıt duygu ve eğilimler üzerine giderek seçim yapabilme ve irade yetisini geliştirir. Çocuk kendi benliğine saygısını yitirmeden kendi kendini denetleyebilme duygusuyla iyi niyet ve onur duygusu oluşturmaya başlamaktadır. Kendini denetleme becerisinin eksikliği ve dışarıdan denetimlerin aşırı olmasında ise utanç duygusu gelişir. Bu dönem- de anne, baba veya çevresinin aşırı baskısı ve engellemesi sürdürülürse çocuğun serbest seçim yapma duygusu gelişemez. Sonuçta olarak aşırı bağımlı, aşırı boyun eğen, isyankâr, kararsız, utangaç bir kişilik yapısı oluşur.

Ebeveyni tarafından sürekli azarlanan, aşırı korunup  kollanan, yetersiz ya da beceriksiz olduğu kendisine hissettirilen çocuklar ileriki yaşamlarında utangaç, çekingen, kendi başlarına karar veremeyen, sosyal ilişkiler kurmakta zorlanan bireylere dönüşebilmektedirler. Utangaçlık duygusuna çok fazla maruz kalan çocuklar, başkaları karşısında utangaçlık duygu- sunu çok yoğun yaşamaktadırlar. Bu duygu, temel ihtiyaçlarının önündeki en büyük engellerden biri olarak sos- yal yaşamda, okulda, işte vb. birçok noktada çocuğun karşısına çıkabilmektedir. Utangaçlık duygusunun temelinde ise çocuğun kendi ile ilgili endişe yaşaması ve olumsuz düşüncelere sahip olması vardır.

Yapılan araştırmalarda utangaç- lığın davranışsal, duyuşsal, bedensel ve bilişsel ögelerin karmaşık bir birleşimi olduğu öne sürülmektedir. Utangaçlığın çocukların davranış ve düşüncelerine olan etkisi çeşitli belirtiler şeklinde yansımaktadır. Utangaçlığın psikomotor belirtileri; göz temasından kaçınma, pasiflik, alçak sesle konuşma, vücut hareketlerinin azalması, konuşma akıcılığının bozulması, elle-yüzle oynama ve sinirli davranışlar şeklinde görülebilmekte Fizyolojik belirtileri ise hızlı kalp atışı, ağız kuruluğu, soğuk terleme, baş dönmesi, karın ağrısı ve kontrolü kaybetme korkusu gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bilişsel belirtiler; değerlendirilmekten korkma, mükemmeliyetçilik, kendini aşırı suçlama, kendinin zayıf, başkalarının güçlü olduğuna dair olumsuz inançlar geliştirmesi olarak ortaya çıkabilir. Fakat çocuk çoğu zaman bu durumun farkında değildir.

Son  olarak   duygusal   belirtiler ise düşük öz güven, üzgün olma hâli, depresyon  ve  kaygıdır.  Yaşam boyu yaşanan zorlanmaların çocuğun hayatında büyük bir etkiye sahip olması, birçok koşulda toplumsal algılarımızdan dolayı fark edilememektedir. Utangaçlığın toplum içerisinde ahlaki değer olarak görülmesi, doğru ve beklenen bir davranış olarak yansıtılması problem hâline dönüşmüş utangaçlık duygusunu besleyen en güçlü kaynaktır.

Buna bağlı olarak bebeklikten başlayan ve kişilik gelişiminin devam ettiği süreçlerde öncelikle aile tutumu, bulunduğu sosyal ortam çocuklarda utangaçlık duygusunun gelişmesine ve çocukların yaşamının diğer noktalarının etkilenmesine neden olmaktadır.

Çocukta utangaçlık duygusunun yoğun olarak yaşanması durumunda ailelerin;

  1. Çocuğun kendi düşüncelerini ifade etmesine izin vermesi,
  2. Çocukların başka kişilerin yanında eleştirilmemesi ve suçlanmaması,
  3. Koruyucu ve baskıcı ebeveyn tutumundan kaçınılması,
  4. Çocuk çekingen kaldığında ısrar edil- memesi ve çocuğun zorlanmaması,
  5. Çocuğun ilgisi ve gelişim düzeyi doğrultusunda aktivitelerde yer alması yaklaşımlarının etkililiğini arttırmak için gerekli durumlarda bir uzmandan destek alınması çocukların bu duygu ile baş etmesine yardımcı olacaktır.

KAYNAKLAR

Güney, S. (2014), Davranış Bilimleri, Ankara, Nobel. Öz, İ. (1997), Çocuk ve Kişilik, İstanbul, Kök.

Yazılar

Yorumlarınız Bizim İçin Önemli

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli Alanlar * ile işaretlidir. Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Yanıttan vazgeç

Son Yazılar

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar